Çin, küresel ısınmaya yol açan sera gazı emisyonlarını beş yıl içinde zirveye ulaştırma konusundaki kararlılığını yeni bir eylem planıyla perçinledi. Dünyanın en büyük karbon salıcısı olan Pekin yönetimi, bir yandan ekonomik büyümeyi ve hızla genişleyen yapay zeka sektörünün enerji talebini karşılarken, diğer yandan nükleer ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırarak enerji arz güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. Söz konusu plan, Çin'in 2030'dan önce karbon emisyonlarını zirveye ulaştırma ve 2060'ta karbon nötr olma taahhüdü kapsamında atılan en somut adım olarak değerlendiriliyor.
Yeni eylem planının ana hatları
Pekin yönetimi tarafından yayımlanan belgeye göre, Çin önümüzdeki beş yıl içinde kömür kullanımını kademeli olarak azaltırken, nükleer enerji santrallerinin sayısını artıracak. Halen 55 GW olan nükleer kapasitenin 2030'a kadar 70 GW'a çıkarılması hedefleniyor. Aynı dönemde rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünün 1.200 GW'a ulaşması planlanıyor. Bu kapsamda, özellikle batı Çin'deki çöl alanlarına dev güneş ve rüzgar santralleri kurulacak. Enerji yoğun sektörlerde karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin yaygınlaştırılması da plan dahilinde.
Çin, aynı zamanda elektrikli araç dönüşümünü hızlandırarak 2030'a kadar yeni araç satışlarının yüzde 50'sinden fazlasını elektrikli veya hibrit araçların oluşturmasını hedefliyor. Bu adım, ulaşım kaynaklı emisyonları azaltırken, Çin'in lityum pil ve nadir toprak elementleri üzerindeki küresel hakimiyetini de pekiştirecek. Uzmanlar, planın başarıya ulaşması için kömürden çıkışın finansmanı ve iş gücü dönüşümü gibi sosyal boyutların da dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in bu hamlesi, küresel iklim müzakerelerinde diğer büyük emisyon sahipleri üzerinde baskı yaratacak. ABD ve Avrupa Birliği, Çin'in kömür bağımlılığını azaltma hızını yakından izliyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde, Hindistan ve Endonezya gibi kömüre dayalı büyüyen ekonomiler için Çin modeli bir referans noktası olabilir. Ancak Çin'in, yapay zeka ve veri merkezleri gibi enerji yoğun yeni sektörlerin talebini karşılamak için doğal gaz ithalatını artırabileceği de belirtiliyor. Bu durum, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına neden olabilir. Ayrıca Çin'in, gelişmekte olan ülkelere yeşil enerji teknolojisi transferi vaatleri, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yeni işbirliklerine kapı aralayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in enerji dönüşümü, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, benzer şekilde enerji ithalatı bağımlılığını azaltmak ve iklim taahhütlerini yerine getirmek için nükleer ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor. Çin'in artan doğal gaz talebi, küresel fiyatları etkileyerek Türkiye'nin enerji maliyetlerini dolaylı yoldan artırabilir. Öte yandan, Çin'in yeşil teknoloji ihracatı, Türkiye'nin güneş paneli ve rüzgar türbini tedarikinde alternatif oluşturabilir. Türkiye'nin, Çin ile enerji ve iklim alanındaki işbirliğini derinleştirmesi, hem karbon nötr hedeflerine katkı sağlayabilir hem de teknoloji transferi imkanı yaratabilir.