Çin, 2016 yılında Filipinler tarafından Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi’ne taşınan ve Pekin’in Güney Çin Denizi’ndeki iddialarını büyük ölçüde reddeden kararın yedinci yıldönümüne sayılı günler kala Manila yönetimine yönelik sert bir eleştiri yayımladı. Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı bir düşünce kuruluşu tarafından hazırlanan raporda, Filipinler’in bölgedeki toprak taleplerinin “yasadışı” genişleme olduğu ve savaş sonrası küresel düzene “ciddi bir tehdit” oluşturduğu ifade edildi. Rapor, Çin’in birkaç gün içinde yayımladığı üçüncü analiz olma özelliğini taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
2016 yılında Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Filipinler’in açtığı davada Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki “dokuz çizgi” iddiasının uluslararası hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti. Çin ise bu kararı tanımadığını ve mahkemenin yetkisiz olduğunu her fırsatta yinelemişti. Şimdi, yıldönümü yaklaşırken Pekin yönetimi, Manila’nın Scarborough Shoal ve Spratly Adaları gibi stratejik noktalardaki faaliyetlerini hedef alan yeni bir raporla gerilimi tırmandırıyor. Raporda, Filipinler’in askeri varlığını artırması ve deniz kaynaklarını sömürmesi kınanırken, bu adımların “bölgesel barışı bozduğu” öne sürülüyor.
Çin’in Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Deniz Stratejileri ve Yönetimi Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan rapor, Filipinler’in iddialarını “hukukun üstünlüğüne aykırı” olarak nitelendiriyor. Ayrıca, Manila’nın ABD ile güvenlik işbirliğini artırması ve Washington’a üs kullanım izni vermesi de raporun odak noktalarından biri. Çin, bu adımların bölgeye “büyük güç rekabetini” çektiğini ve aslında Filipinler’in kendi egemenliğine zarar verdiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinden fazlasına ev sahipliği yapan kritik bir deniz yolu. Bölgedeki gerilim sadece Çin ve Filipinler’i değil, aynı zamanda Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan gibi diğer tarafları da ilgilendiriyor. ABD ise Filipinler’in müttefiki olarak bölgede deniz devriyelerini artırmış durumda. Çin’in bu yeni raporu, büyük olasılıkla ASEAN ülkelerinin kararı tanımasını engellemek ve bölgesel desteğini pekiştirmek amacı taşıyor. Öte yandan, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., Çin’in baskılarına rağmen uluslararası hukuka bağlı kalacağını ve 2016 kararının bağlayıcı olduğunu yineliyor.
Analistlere göre, Pekin’in bu hamlesi, Tayvan ve Doğu Çin Denizi’ndeki diğer anlaşmazlıkları da kapsayan daha geniş bir stratejinin parçası. Çin, uluslararası tahkim kararlarını reddederek kendi egemenlik anlayışını dayatmayı sürdürüyor. Bu durum, Hint-Pasifik bölgesinde ABD liderliğindeki ittifak sistemleri ile Çin’in artan nüfuzu arasındaki rekabeti daha da derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi’ndeki bu gerilim, Türkiye’nin doğrudan dahil olduğu bir bölge olmasa da, küresel deniz ticaret yollarının güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde dengeli bir dış politika izlemeye çalışırken, Çin’in artan deniz hegemonyası karşısında ABD ve müttefikleriyle ilişkilerini de gözden geçirmek durumunda kalabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz’de benzer deniz yetki alanı ihtilafları yaşayan Türkiye, uluslararası tahkim mekanizmalarına yaklaşımı açısından bu gelişmeyi dikkatle izlemelidir. Pekin’in tahkim kararlarını reddetme stratejisi, Türkiye’nin kendi deniz sorunlarında uluslararası hukuku referans alma politikasıyla çelişebilir, ancak Çin ile ekonomik ilişkilerin bozulmaması da Ankara için kritik bir denge unsuru olacaktır.