Pekin yönetimine yakınlığıyla bilinen üst düzey bir danışman, kurumsallaşmış bir ABD-Çin G2 yapısının, krizlerle boğuşan dünyada küresel barış için 'yapısal bir garanti' sağlayabileceğini söyledi. Çinli tanınmış siyaset bilimci Zheng Yongnian, dünyanın jeopolitik çatışmalar, küreselleşmenin gerilemesi, teknolojik değişim ve iklim krizi olmak üzere dört iç içe geçmiş zorlukla karşı karşıya olduğunu belirtti. Pekin'in resmi çizgisini yansıtan bu açıklamalar, Washington ile rekabetin derinleştiği bir dönemde, iki süper güç arasında daha yapılandırılmış bir diyalog ihtiyacına vurgu yapıyor.
Zheng Yongnian'ın 'G2' formülü
Şenzen'deki Çin Dış İlişkiler Konseyi Başkanı olan Zheng, Hong Kong merkezli South China Morning Post gazetesine yaptığı değerlendirmede, mevcut uluslararası sistemin çok taraflı kurumlarının büyük güç rekabetini yönetmekte yetersiz kaldığını savundu. 'Resmi bir G2 yapısı olmazsa, iki ülke arasındaki rekabet kontrol edilemez hale gelebilir' diyen Zheng, böyle bir mekanizmanın kriz yönetimi ve güven artırıcı önlemler için bir çerçeve sunacağını ifade etti. Zheng, daha önce de benzer görüşler dile getirmiş, ancak bu kez 'kurumsallaşma' ve 'yapısal garanti' vurgusuyla önerisini daha somut bir zemine oturttu.
Çin Dışişleri Bakanlığı'nın resmi olarak 'yeni tip büyük güç ilişkileri' kavramını öne sürdüğü biliniyor. Ancak Zheng'in G2 önerisi, Pekin'in genellikle mesafeli durduğu bir formül. Zira bu yapı, Çin'in kendisini ABD ile eşit bir ortak olarak konumlandırmasını gerektiriyor ki bu, Çin'in 'gelişmekte olan ülke' söylemiyle çelişiyor. Bununla birlikte, Zheng'in Pekin'deki etkili düşünce kuruluşlarıyla bağlantılı olduğu ve görüşlerinin üst kademelerde yankı bulduğu biliniyor.
Dört krize karşı 'G2' çözümü
Zheng, dünyanın karşı karşıya olduğu dört büyük krizi şöyle sıraladı: Jeopolitik çatışmalar (Ukrayna savaşı ve Tayvan gerilimi), küreselleşmenin gerilemesi ve ticaret savaşları, yapay zeka gibi teknolojik dönüşümlerin yarattığı belirsizlikler ve iklim değişikliğinin yol açtığı varoluşsal tehdit. Ona göre bu krizlerin hiçbiri tek başına ABD veya Çin tarafından çözülemez; iki ülkenin işbirliği şart. 'G2, tüm bu alanlarda ortak eylem için bir platform sağlayabilir' diyen Zheng, özellikle iklim ve teknoloji yönetişiminde ortak standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Analistler, Zheng'in önerisinin Çin'in son dönemde 'küresel yönetişim reformu' çağrılarıyla örtüştüğüne dikkat çekiyor. Pekin, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü ve Bretton Woods kurumlarında daha fazla söz hakkı talep ediyor. Ancak ABD yönetimi, Çin'in bu taleplerini 'sistemi kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirme girişimi' olarak görüyor. Biden yönetimi, 'rekabet, çatışma ve işbirliği' üçlüsü üzerine kurulu bir Çin politikası izlerken, G2 benzeri bir yapılanmaya sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin rekabetinin yönetimi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu küresel belirsizlik ortamını doğrudan etkiliyor. Resmi bir G2 yapısı, iki süper güç arasındaki gerilimi azaltarak Türkiye gibi orta büyüklükteki güçlerin manevra alanını daraltabilir. Zira Ankara, hem NATO üyesi hem de Çin ile ekonomik bağlarını derinleştiren bir ülke olarak, bu iki kutup arasında dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. G2'nin kurumsallaşması, Türkiye'yi doğrudan bir tercih yapmaya zorlamayabilir; ancak böyle bir yapı, çok taraflı platformların etkisini azaltarak Türkiye'nin küresel meselelerdeki söz hakkını sınırlayabilir. Diğer yandan, ABD-Çin işbirliğinin artması, ticaret savaşlarını yumuşatarak Türkiye'nin ihracatına olumlu yansıyabilir. Özellikle teknoloji transferi ve iklim finansmanı gibi alanlarda G2'nin belirleyeceği standartlar, Türkiye'nin uyum sağlaması gereken yeni kurallar getirebilir.