Çin'in başkenti Pekin yakınlarında geçen hafta meydana gelen ve 132 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasına ilişkin soruşturmada dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Polis yetkilileri, uçağın kaptan pilotunun boşanma sonrası yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle uykusuzluk ve anksiyete çektiğini, ayrıca kişisel günlüğünde intihara yönelik tekrarlayan ifadeler kullandığını açıkladı. Kazanın perşembe günü Pekin'i güneybatıdaki Kunming şehrine bağlayan sefer sırasında, dağlık bir bölgede meydana geldiği belirtildi.
Pilotun psikolojik durumu ve günlük notları
Yetkililer, 32 yaşındaki kaptan pilotun bir süredir yalnız yaşadığını ve eşinden boşanmasının ardından derin bir depresyona girdiğini belirtti. Pilotun evinde yapılan aramada bulunan günlükte, 'Yaşamak artık anlamsız' ve 'Bir daha asla uçmak istemiyorum' gibi ifadelerin yer aldığı öğrenildi. Havayolu şirketi ise pilotun düzenli psikolojik değerlendirmelerden geçtiğini ve herhangi bir sorun rapor edilmediğini savundu. Ancak uzmanlar, pilotların psikolojik sorunlarını gizleme eğiliminde olabileceğini ve mevcut tarama sistemlerinin yetersiz kalabileceğini vurguluyor. Kazada ayrıca uçağın yardımcı pilotunun da deneyimsiz olduğu ve eğitim sürecini yeni tamamladığı bilgisi paylaşıldı.
Kazanın bölgesel ve küresel boyutu
Çin sivil havacılık tarihinin en ölümcül kazalarından biri olarak kayıtlara geçen bu olay, ülkede havacılık güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Çin, son yıllarda hızlı bir havacılık büyümesi yaşarken, pilot eğitimi ve psikolojik destek hizmetlerinin bu büyümeye ayak uyduramadığı eleştirileri yapılıyor. Küresel havacılık otoriteleri de benzer kazaların önlenmesi için pilot ruh sağlığı tarama protokollerinin gözden geçirilmesi çağrısında bulunuyor. Özellikle 2015'te Germanwings kazasında pilotun depresyon nedeniyle uçağı düşürmesi, bu tür vakaların uluslararası boyutta alarm vermesine neden olmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de havacılık sektörü hızla büyürken, pilot ruh sağlığına yönelik uygulamaların yetersizliği endişe vericidir. THY ve diğer havayollarının psikolojik destek programları bulunmakla birlikte, bu hizmetlerin etkinliği ve denetimi tartışmalıdır. Pekin kazası, pilotların depresyon, anksiyete gibi sorunlarını işverenlerinden gizleyebileceğini göstermektedir. Türk sivil havacılık otoritesinin, Germanwings benzeri bir faciayı önlemek için pilotların düzenli psikiyatrik değerlendirmesini zorunlu kılan ve raporların bağımsız kurumlarca incelendiği bir sistem kurması elzemdir. Ayrıca uçuş sırasında kokpitte her zaman iki yetkili personel bulunması kuralına sıkı sıkıya uyulması, bu tür riskleri azaltacaktır.