Çin, ABD ile Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlığın tırmandığı bir dönemde, bölgede hak iddia ettiği dokuz ayrı ada ve resif için ekolojik değerlendirme raporu yayımladı. Pekin yönetimi, bu raporlarla hem bölgedeki varlığını meşrulaştırmayı hem de tartışmalı 'ulusal doğa rezervi' uygulamasını uluslararası kamuoyuna anlatmayı amaçlıyor.
Raporların İçeriği ve Kapsamı
Çin Doğal Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı Güney Çin Denizi Bürosu, 2024 yılı itibarıyla hazırladığı ekolojik değerlendirme raporlarını Cuma günü kamuoyuyla paylaştı. Raporlar, Çin'in 'dokuz çizgi' olarak bilinen sınır çizgisi içinde kalan ve egemenlik iddiasında bulunduğu Mercan Adası, Fiery Cross Resifi, Subi Resifi ve Mischief Resifi gibi stratejik noktaları kapsıyor. Yayımlanan belgelerde, bu bölgelerdeki deniz ekosisteminin korunduğu, su kalitesinin iyi durumda olduğu ve biyolojik çeşitliliğin arttığı öne sürülüyor.
Raporların zamanlaması dikkat çekici. Çünkü ABD, Çin'in bu bölgede kurduğu 'ulusal doğa rezervi' uygulamasını uluslararası hukuka aykırı bulduğunu açıklamış, Washington yönetimi Pekin'i bölgeyi askerileştirmekle suçlamıştı. Çin ise bu suçlamaları reddederek, rezerv uygulamasının tamamen ekolojik kaygılarla hayata geçirildiğini savunuyor. Uzmanlara göre Pekin, yayımladığı ekolojik raporlarla hem uluslararası topluma 'çevreci' bir imaj vermek hem de bölgedeki fiili kontrolünü meşrulaştırmak istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle Çin'in bölgedeki iddiaları yalnızca bölgesel değil, küresel bir önem taşıyor. Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan'ın da hak iddia ettiği bölgede, Çin'in yapay adalar inşa ederek askeri üsler kurması, tansiyonu sürekli yüksek tutuyor.
ABD, Çin'in bu hamlelerine karşılık olarak bölgede devriye gezmeye devam ediyor. Geçtiğimiz ay iki ülkenin savaş uçaklarının burun buruna geldiği olaylar yaşanmıştı. Çin'in ekolojik raporları ise bu gerilimli ortamda diplomatik bir manevra olarak değerlendiriliyor. Asya Araştırmaları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu'na göre, Pekin bu sayede bölgedeki 'çevre koruma' söylemini öne çıkararak, kendisine yöneltilen militarizm eleştirilerini hafifletmeye çalışıyor.
Öte yandan, Çin'in bu raporları yayımlaması, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) atıfta bulunuyor. Pekin, 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin bölgedeki iddialarını hukuka aykırı bulmasına rağmen, bu kararı tanımadığını yinelemişti. Ekolojik raporlar ise Çin'in bu konudaki ısrarını bilimsel verilerle destekleme çabası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki dengeleri etkileyen bir sürecin parçası. Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer enerji ve egemenlik tartışmaları yaşadığından, Çin'in ekolojik raporlar yoluyla iddialarını meşrulaştırma stratejisi dikkatle izlenmeli. Ankara, Birleşmiş Milletler'e başvurarak haklarını korumaya çalışırken, Pekin'in bu yöntemi uluslararası hukukta yeni bir tartışma başlatabilir. Ayrıca, Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik işbirliği derinleşirken, Pekin'in bölgesel politikalarındaki bu tür adımlar, Ankara'nın Asya-Pasifik'teki çıkar hesaplarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin BM nezdindeki tutarlı hukuk vurgusu, bu tür gelişmelerde daha da önem kazanıyor.