Çin Halk Bankası (PBoC), yuanın dolar karşısında üç yılı aşkın sürenin en güçlü seviyesine ulaşmasının ardından, para biriminin değer kazanım hızını yavaşlatma amacıyla günlük referans kurunu piyasa beklentilerinin altında belirledi. Bu hamle, Pekin yönetiminin ihracat odaklı ekonomisini korumak için yuanı aşırı güçlü tutma konusundaki isteksizliğini ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
PBoC, dolar karşısında yuanın referans kurunu (sabit kur) pazartesi günü 6,4286 olarak belirledi; bu rakam, piyasanın ortalama tahmini olan 6,4061'in oldukça altında kaldı. Bu hareket, yuanın cuma günü Haziran 2018'den bu yana en yüksek seviyesi olan 6,4099'a ulaşmasının ardından geldi. Referans kurunun düşürülmesi, merkez bankasının para biriminin değer kazanımına karşı hoşnutsuzluğunun bir işareti olarak yorumlanıyor; zira ihracatçılar güçlü yuanın ürünlerinin uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü olumsuz etkilemesinden endişe ediyor.
Çin ekonomisi, Kovid-19 salgınının ardından güçlü bir toparlanma sergilerken, ihracat bu büyümenin önemli bir itici gücü oldu. Güçlü yuan, ithalatı ucuzlatmakla birlikte ihracatı pahalı hale getirerek bu dinamiği zayıflatabilir. Bu nedenle PBoC, döviz kurunu kontrol etmek için bir dizi araç kullanıyor; referans kur bilinçli olarak piyasa beklentilerinin üzerinde veya altında belirlenerek sürpriz etkisi yaratıyor ve spekülatif akımları caydırıyor.
Uzmanlar, bu hamlenin aynı zamanda Çin'in genişlemeci para politikasıyla da uyumlu olduğunu belirtiyor. PBoC, ekonomiyi desteklemek için faiz oranlarını düşük tutarken, yuanın değer kazanması bu politikaların etkisini kısmen zayıflatabilir. Ayrıca, ABD Hazine Bakanlığı'nın geçtiğimiz aylarda yuanın manipüle edildiğine dair endişeleri dile getirmiş olması, Çin'i kur politikasında daha temkinli davranmaya itiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in kur politikası yalnızca kendi ekonomisini değil, küresel piyasaları da etkiliyor. Yuanın güçlenmesi, Asya'daki diğer ihracatçı ülkelerin paraları üzerinde de baskı oluşturuyor; çünkü bu ülkeler rekabetçi kalabilmek için kendi para birimlerini zayıflatma yoluna gidebilir. Dolayısıyla PBoC'nun bu hamlesi, Asya'da bir “kur savaşları” riskini azaltırken, aynı zamanda küresel ticaret dengesi üzerinde de belirleyici oluyor.
Dolar endeksinin son aylarda zayıflaması, yuanın ve diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinin güçlenmesine zemin hazırlamıştı. Çin'in referans kurunu düşürmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarında da dalgalanmalara yol açabilir. Yatırımcılar, Çin'in niyetini okuyarak diğer parasal genişleme önlemleri konusunda da sinyal alıyor; bu da küresel risk iştahını şekillendiriyor.
ABD ile Çin arasındaki ticaret müzakerelerinin yeniden canlandığı bir dönemde, kur politikaları bu ülkeler arasındaki gerilimin de bir parçasını oluşturuyor. ABD'li üreticiler, Çin'in yuanı Bilinçli olarak düşük tuttuğunu ve bunun haksız bir avantaj sağladığını uzun süredir dile getiriyor. PBoC'nun bu adımı, ABD ile olası bir anlaşmazlığı yumuşatma gayreti olarak da değerlendirilebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ama önemli etkiler içeriyor. Çin'in yuanı değer kazandırmak istememesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarında Çin ürünleriyle rekabet edebilirliğini korumasına yardımcı olabilir, ancak Türkiye'nin ithalatında önemli bir paya sahip olan Çin'den gelen ürünlerin fiyatı, yuanın güçlenmesiyle artabilir. Ayrıca, dünya genelinde para birimlerinin değer kazanması, Türk lirası üzerindeki baskıyı artırabilir ve TL'nin reel değerinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin ihracat rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Ancak Çin'in bu hamlesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını canlandırabilir ve bu da Türkiye'ye yönelik yatırım iştahını artırabilir. Bu nedenle, Ankara'nın kur politikalarını yakından izlemesi ve olası dalgalanmalara karşı hazırlıklı olması gerekiyor.