Fiji'nin Nadi kentinde düzenlenen iklim konferansında bir araya gelen delegeler, küresel sıcaklık artışını 1,5 santigrat derecenin altında tutmak ve deniz seviyesinin yükselmesi ile aşırı hava olaylarının etkilerini sınırlamak için dünyanın emisyon azaltım çabalarını artırması gerektiğini belirtti. Reuters muhabiri Peter Hobson'ın bildirdiğine göre, Pasifik ülkeleri önümüzdeki COP iklim müzakerelerinde 1,5 derece hedefinin kalıcı hale getirilmesi için bastırıyor.
Gelişmenin arka planı
Pasifik ülkeleri, iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor. Deniz seviyesindeki yükselme, bu ada ülkelerinin toprak bütünlüğünü ve yaşam alanlarını doğrudan tehdit ediyor. Fiji'deki konferans, bu ülkelerin sesini uluslararası platformda daha güçlü duyurma çabasının bir parçası. Delegeler, 1,5 derece hedefinin sadece bir tercih değil, hayatta kalma meselesi olduğunu vurguluyor.
2015 Paris Anlaşması'nda küresel sıcaklık artışının sanayi öncesi seviyelerin 2 derece altında, tercihen 1,5 derece ile sınırlandırılması kararlaştırılmıştı. Ancak mevcut taahhütler bu hedefi tutmaya yetmiyor. Bilim insanları, mevcut politikaların dünyayı yaklaşık 2,7 derecelik bir ısınmaya götürdüğü konusunda uyarıyor. Bu nedenle Pasifik ülkeleri, COP müzakerelerinde 1,5 derece hedefinin tüm ülkelerin ortak sorumluluğu olduğunu ve gözden çıkarılamayacağını savunuyor.
Konferansta, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmesi ve sera gazı emisyonlarını hızla azaltması çağrısı yapıldı. Ayrıca, iklim değişikliğinin yol açtığı kayıp ve zararların telafi edilmesi için bir fon oluşturulması gerektiği ifade edildi. Pasifik delegeleri, bu taleplerin COP28 ve sonrasında güçlü bir şekilde dile getirileceğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Pasifik Adaları Forumu'na üye ülkeler, dünya genelinde sera gazı emisyonlarının çok az bir kısmından sorumlu olmalarına rağmen iklim krizinin yıkıcı etkilerine en açık ülkeler arasında. Bu durum, uluslararası iklim adaleti tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları ve mevcut emisyonları, Pasifik ülkelerinin haklı taleplerini güçlendiriyor.
Bilimsel raporlar, 1,5 derece hedefinin tutulması için 2030'a kadar küresel emisyonların yüzde 43 azaltılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak birçok ülke, ekonomik büyüme kaygılarıyla fosil yakıt kullanımını sürdürüyor. Bu çelişki, COP müzakerelerinde derin anlaşmazlıklara yol açıyor. Pasifik ülkeleri, bu hedefin sulandırılmasına karşı çıkarak, her ülkenin ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesi çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, iklim değişikliğinin etkileri sadece Pasifik'le sınırlı değil. Türkiye gibi Akdeniz havzasında yer alan ülkeler de kuraklık, orman yangınları ve sıcak hava dalgaları gibi olaylarla mücadele ediyor. Bu nedenle 1,5 derece hedefi, küresel bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Pasifik ülkelerinin bu konudaki kararlılığı, diğer bölgeler için de cesaret verici bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri olarak 1,5 derece hedefinin korunmasında stratejik bir çıkar sahibi. Sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlanması, Türkiye'nin tarımsal üretimi, su kaynakları ve enerji güvenliği için hayati önem taşıyor. Ayrıca Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini açıklamış durumda. Pasifik ülkelerinin COP müzakerelerindeki çabaları, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması için uluslararası baskıyı artırabilir. Bu da Türkiye'nin iklim diplomasisinde daha aktif rol almasını gerektiriyor.