Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Pasifik ada ülkelerinin liderleri, iklim değişikliğinin ülkelerinin varlığını tehdit eden boyutlara ulaştığını belirterek uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırdı. Tuvalu, Solomon Adaları ve Papua Yeni Gine temsilcileri, yükselen deniz seviyeleri, artan fırtınalar ve kıyı erozyonunun ada topluluklarını yerinden edebileceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
BM Genel Kurulu'nun 79. oturumunda söz alan Tuvalu Başbakanı Feleti Teo, ülkesinin deniz seviyesinin sadece birkaç metre üzerinde olduğunu hatırlatarak, "İklim krizi bir gelecek senaryosu değil, bugün yaşanan bir gerçektir" dedi. Teo, uluslararası toplumun sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütlerini yerine getirmediğini, bunun da Pasifik'teki ada devletlerinin güvenliğini doğrudan etkilediğini vurguladı.
Solomon Adaları Başbakanı Jeremiah Manele ise konuşmasında, ülkesinin son yıllarda artan deniz suyu sıcaklıkları nedeniyle mercan resiflerinin büyük bölümünü kaybettiğini, bunun balıkçılık ve turizm gibi geçim kaynaklarını yok ettiğini anlattı. Manele, gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
Papua Yeni Gine Başbakanı James Marape ise ülkesinin ormanları ve biyolojik çeşitliliğiyle küresel iklim dengesi için kritik öneme sahip olduğunu belirterek, uluslararası karbon piyasalarından daha fazla pay alması gerektiğini ifade etti. Marape, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik sorunu olduğunu kaydetti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pasifik ada ülkeleri, küresel sera gazı emisyonlarına çok az katkıda bulunmalarına rağmen iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Deniz seviyesindeki yükselme, özellikle Tuvalu, Kiribati ve Marshall Adaları gibi düşük rakımlı atollerde yaşam alanlarını daraltıyor. Bu durum, uluslararası hukukta "iklim mültecileri" kavramını gündeme getiriyor ve egemenlik hakları tartışmalarını beraberinde getiriyor.
BM Genel Kurulu'ndaki bu çağrılar, Kasım 2024'te Bakü'de yapılacak COP29 iklim zirvesi öncesinde önemli bir baskı unsuru oluşturuyor. Gelişmiş ülkelerin 2020'ye kadar yıllık 100 milyar dolar iklim finansmanı sağlama taahhüdü halen tam olarak yerine getirilmedi. Pasifik liderleri, yeni bir finansman hedefi belirlenmesi ve kayıp-zarar fonunun etkin şekilde işletilmesi çağrısında bulunuyor.
Uzmanlar, Pasifik'teki bu durumun sadece bölgesel değil, küresel bir göç ve güvenlik sorunu yaratabileceğine dikkat çekiyor. Ada ülkelerinin topraklarını kaybetmesi, egemenliklerinin sona ermesi anlamına gelebilir ve bu durum yeni bir uluslararası hukuk tartışması başlatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini Akdeniz havzasında artan sıcaklıklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla doğrudan hissediyor. Pasifik'teki gelişmeler, iklim müzakerelerinde gelişmekte olan ülkelerin ortak taleplerini güçlendiriyor. Türkiye, iklim finansmanı ve teknoloji transferi konularında adil bir uluslararası düzenin oluşturulması için savunuculuk yapabilir. Ayrıca, iklim göçüne yönelik uluslararası işbirliği mekanizmalarında yer almak, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki etkinliğini artırabilir.