Avrupa genelinde etkili olan şiddetli sıcak hava dalgası, Fransa'nın başkenti Paris'te yaşayan yüzlerce düzensiz göçmeni zor durumda bıraktı. Yetersiz barınma ve yardım eksikliği nedeniyle göçmenler, kavurucu sıcaklarda sokaklarda yaşam mücadelesi veriyor. Sivil toplum kuruluşları, yetkilileri acil önlem almaya çağırırken, insani krizin boyutları her geçen gün büyüyor.
Gelişmenin arka planı
Haziran sonundan itibaren Batı Avrupa'da etkisini gösteren sıcak hava dalgası, sıcaklıkların 40 santigrat derecenin üzerine çıkmasına neden oldu. Paris'te özellikle kuzey ve doğu banliyölerinde çadır, terk edilmiş bina veya alt geçitlerde yaşamaya çalışan göçmenler, sıcaktan bunaldı. STK'lar, günde en az bin kişinin yardım beklediğini ancak devlet desteğinin çok sınırlı olduğunu belirtiyor. Göçmenlerin çoğu Sahel bölgesi, Afganistan ve Bangladeş'ten gelen genç erkeklerden oluşuyor. Fransa yönetimi, göçmen kamplarını kapatma politikasını sürdürürken, alternatif barınma çözümleri sunulmuyor. Sağlık yetkilileri, sıcak çarpması vakalarında %30 artış olduğunu ve hastanelerin kapasitesinin zorlandığını aktarıyor. Paris Belediyesi serinleme merkezleri açtı ancak bu merkezlerin kapasitesi ihtiyacı karşılamaktan uzak. Insani Yardım Koordinasyonu'na göre, her gece yaklaşık 2 bin 500 kişi sokakta kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu durum, Avrupa'nın göç politikasının derin çelişkilerini ortaya koyuyor. AB, sıcak hava dalgalarını 'insani kriz' olarak tanımlasa da, sahada atılan adımlar yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Fransa'yı uluslararası hukuka uygun barınma sağlamaya çağırdı. Sıcak hava dalgası sadece Paris'i değil; Londra, Berlin ve Roma gibi diğer büyük şehirleri de etkiliyor. İklim değişikliğiyle birlikte aşırı sıcakların sıklaşması, bu tür insani krizlerin daha da yaygınlaşacağına işaret ediyor. Avrupa Konseyi, üye devletlerin iklim kaynaklı yerinden edilmeye karşı hazırlıklı olmaları gerektiğini vurguluyor. Fransa'da aşırı sağ partilerin yükselişi, göçmen karşıtı söylemleri artırırken, kriz kamuoyunda yeterli ilgiyi bulamıyor. Göçmenlerin sağlık durumlarına ilişkin veriler düzenli tutulmuyor, bu da sorunun boyutlarını gizliyor. Uzmanlar, mevcut barınma altyapısının Avrupa'nın ekonomik gücüyle kıyaslandığında utanç verici olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Paris'te göçmenlerin yaşadığı bu durum, Türkiye açısından bir uyarı niteliğindedir. Türkiye, halihazırda 4 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yaparken, iklim değişikliğiyle daha da artacak düzensiz göç dalgalarına karşı hazırlıklı olmalıdır. AB ile yapılan göç anlaşmaları kapsamında Türkiye'nin yükü her geçen gün artarken, Avrupa ülkelerinin kendi içlerindeki krizleri yönetmekte zorlanması, Ankara'nın elini zayıflatabilir. Türk dış politikası, bu krizi AB'ye karşı elindeki kozlardan biri olarak kullanabilir; ancak insani boyut göz ardı edilmemelidir. Ayrıca Türkiye, Paris'teki duruma benzer krizlerin kendi sınırlarına yansımaması için entegrasyon politikalarını güçlendirmelidir.