Papa Leo, pazar günü işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddetin sona ermesi çağrısında bulundu. Bu çağrı, militan yerleşimcilerin saldırılarındaki artış ve bölgedeki Qusra köyüne uygulanan kuşatma sırasında geldi. Castel Gandolfo'daki yazlık konutundan yaptığı açıklamada Papa Leo, uluslararası toplumu Filistin halkının korunması için acil adımlar atmaya çağırdı.
Qusra Köyünde Kuşatma ve Şiddet Olayları
İsrail yerleşimcilerinin Qusra köyündeki evleri çevrelemesi ve köyün girişlerini kapatması, bölgede yaşayan Filistinlilerin temel ihtiyaçlara erişimini kısıtlıyor. Görgü tanıklarına göre, yerleşimciler son haftalarda köye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı; zeytin ağaçlarını kesti, araçlara taş attı ve birkaç evi ateşe verdi. Filistin Kızılayı, çıkan çatışmalarda en az 12 Filistinlinin yaralandığını, 3 evin de ciddi hasar gördüğünü bildirdi.
İsrail ordusu, bölgeye ek birlikler sevk ettiğini ancak yerleşimcileri kontrol altına almakta güçlük çektiğini açıkladı. Bir ordu sözcüsü, 'Aşırılıkçı grupların hem Filistinlilere hem de güvenlik güçlerine yönelik şiddet eylemleri kabul edilemez' dedi. Ancak Filistinli yetkililer, ordunun yerleşimcilere fiilen destek verdiğini ve kuşatmayı sürdürdüğünü savunuyor.
Qusra, Nablus'un güneyinde, yerleşim yerleriyle çevrili stratejik bir köy. BM verilerine göre, Batı Şeria'da son bir yılda yerleşimci şiddeti olaylarında yüzde 40 artış yaşandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu saldırıların sistematik olduğunu ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirten raporlar yayımladı.
Papa Leo'nun Çağrısı ve Uluslararası Tepkiler
Papa Leo, Angelus duası sonrası yaptığı açıklamada, 'Batı Şeria'da artan şiddet, masum sivillerin yaşamlarını tehdit ediyor. Uluslararası toplum, bu trajediye seyirci kalmamalı; taraflara diyalog ve barış çağrısında bulunuyorum. Şiddet, hiçbir sorunu çözmez, yalnızca daha fazla acı getirir' ifadelerini kullandı. Bu çağrı, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'nin de benzer bir açıklama yapmasının ardından geldi. AB, İsrail'e yerleşimci şiddetini önleme ve sorumluları yargılama çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda 'Qusra'daki durum endişe verici; tarafları kışkırtıcı eylemlerden kaçınmaya çağırıyorum' dedi. ABD yönetimi ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı; ancak bölgedeki diplomatik kaynaklar, Washington'un İsrail'e özel olarak baskı yaptığını ancak somut bir adım atmadığını belirtiyor.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, Papa'nın çağrısını memnuniyetle karşıladı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 'Uluslararası toplumun artık sadece kınamakla yetinmeyip İsrail'e yaptırım uygulaması gerekiyor. Papa'nın çağrısı, Filistin halkının haklı davasına verilen önemli bir destektir' denildi. Hamas sözcüsü ise 'Bu tür açıklamalar ancak siyasi iradeye dönüşürse anlamlıdır' değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteğin ve bölgesel aktörlük rolünün yeniden öne çıkmasına neden olabilecek nitelikte. Türkiye, daha önce İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi adımları atmış ancak Filistin topraklarındaki hak ihlallerini her platformda gündeme getirmişti. Papa'nın çağrısı, uluslararası kamuoyunda Filistin meselesine dikkat çekerken, Türkiye'nin de bu konuda insani diplomasi ve arabuluculuk girişimlerinde bulunması beklenebilir. Ayrıca, İsrail-Filistin çatışmasındaki her tırmanış, bölgesel istikrarı tehdit ederek Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve mülteci akını gibi konulardaki hassasiyetlerini artırmaktadır. Türkiye'nin, BM başta olmak üzere uluslararası mecralarda Filistin'e yönelik desteğini sürdürmesi ve bu tür şiddet olaylarını kınaması beklenir.