ABD merkezli istihbarat teknolojileri şirketi Palantir Technologies, İsrail'in Gazze'deki soykırım operasyonlarına sağladığı yazılım desteği ve veri analizi hizmetlerinin ardından, İngiliz devlet kurumlarına sistematik bir şekilde sızdığı ortaya çıktı. Orta Doğu Gözlemevi'nin (Middle East Eye) ortaya çıkardığı belgelere göre, Peter Thiel'in kurduğu şirket, İngiliz sağlık sisteminden polis teşkilatına kadar birçok kamu kurumunda kullanılan veri platformlarını kontrol ediyor.
Palantir'in küresel istihbarat ağı ve İsrail bağlantısı
2003 yılında CIA risk sermayesi fonu In-Q-Tel'in desteğiyle kurulan Palantir, Gotham ve Foundry adlı yazılım platformlarıyla, büyük veri setlerini analiz ederek istihbarat örgütlerine ve ordulara hedef belirleme, gözetleme ve operasyonel planlama konusunda hizmet veriyor. Şirket, İsrail ordusuyla yaptığı anlaşmalar kapsamında Gazze'deki hedefleme süreçlerine doğrudan katkıda bulundu. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, İsrail'in Gazze'de 2023-2024 arasında gerçekleştirdiği saldırılarda 40 bini aşkın Filistinli hayatını kaybetti, bunların yüzde 70'inden fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Palantir'in yazılımı, bu saldırıların hedef belirleme aşamasında kullanıldı.
Şirket, İngiltere'de Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), Metropolitan Polis Teşkilatı ve Göçmenlik Bakanlığı gibi kritik kurumlarla milyar sterlinlik sözleşmelere imza attı. NHS'in Palantir'in Foundry platformunu kullanarak hasta verilerini yönetmesi, veri gizliliği endişelerini de beraberinde getiriyor. Eski İngiliz istihbarat yetkilileri, şirketin bu sözleşmeleri kazanmak için İngiliz bürokrasisi içinde lobi faaliyetleri yürüttüğünü ve eski istihbarat mensuplarını işe alarak kurumlara nüfuz ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Dijital sömürgecilik mi?
Palantir'in bu yayılmacı stratejisi, yalnızca İngiltere ile sınırlı değil. ABD Savunma Bakanlığı, Kanada, Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri de şirketin platformlarını kullanıyor. Uzmanlar, Palantir'in devletlerin dijital altyapısına sızarak, istihbarat ve güvenlik politikalarının özel sektör tarafından yönlendirilmesine yol açtığını vurguluyor. Özellikle İsrail-Filistin çatışmasına doğrudan dahil olması, şirketin tarafsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Avrupa Parlamentosu'nda konuyla ilgili soru önergeleri verilirken, sivil toplum örgütleri Palantir sözleşmelerinin feshedilmesi çağrısında bulunuyor.
Şirketin İngiltere'deki sözleşmelerinin toplam değerinin 5 milyar sterlini aştığı tahmin ediliyor. Bu sözleşmelerin büyük bir kısmı şeffaflıktan uzak şekilde, acil durum gerekçesiyle yapıldı. Özellikle NHS ile yapılan anlaşma, pandemi döneminde hastane verilerini yönetmek için hızlandırılmıştı. Ancak şimdi bu verilerin, şirketin diğer müşterileri için bir kaynak olarak kullanılabileceği endişeleri dillendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Palantir'in devlet kurumlarına sızma stratejisi, Türkiye için önemli bir güvenlik uyarısı niteliği taşıyor. Türkiye, kendi milli istihbarat ve veri analizi teknolojilerini geliştirirken, yabancı şirketlerin kritik altyapılara erişimine karşı dikkatli olmalıdır. Özellikle İsrail bağlantılı bir şirketin, Türkiye'nin müttefiki olan ülkelerin kamu sistemlerine bu denli nüfuz etmesi, Ankara'nın istihbarat paylaşımı ve ortak operasyonlarda dikkatli olmasını gerektiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin savunma ve sağlık bilişim sistemlerinde dışa bağımlılığını azaltması, dijital egemenlik açısından kritik öneme sahiptir. Bu gelişme, Türkiye'nin kendi yerli teknoloji şirketlerini destekleme politikasının ne kadar doğru olduğunu bir kez daha teyit etmektedir.