Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran arasında Pazar günü İsviçre'de teknik düzeyde görüşmeler yapılacağını açıkladı. Açıklamaya göre, görüşmelere Pakistan ve Katar arabulucu olarak katılacak. Bu gelişme, iki ülke arasındaki gerginliğin azaltılmasına yönelik uluslararası çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle İran’ın nükleer programı ve bölgesel politikaları konusunda yıllardır süren anlaşmazlık, ABD’nin Tahran’a yönelik yaptırımları ve İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri nedeniyle tırmanmış durumda. Görüşmelerin, iki ülke arasındaki diplomatik kanalların yeniden açılması açısından önemli bir adım olabileceği belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki görüşmeler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) 2018’de ABD’nin tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkmasının ardından, son yıllarda düşük seviyede devam eden dolaylı müzakerelerin bir parçası. Pakistan, özellikle Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimde oynadığı arabuluculuk rolünün ardından, ABD-İran hattında da benzer bir rol üstlenmeye çalışıyor. Katar ise daha önce Afganistan ve Gazze konularında arabuluculuk deneyimine sahip. Görüşmelerin, İran’ın nükleer anlaşmaya dönüşü ve ABD’nin yaptırımları hafifletmesi gibi somut adımlar içermesi beklenmiyor; daha çok güven artırıcı önlemler ve teknik konular ele alınacak. Pakistan Dışişleri Bakanı, bu tür diyalogların bölgesel istikrar için hayati olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmeleri, tüm Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini etkileyebilecek bir potansiyele sahip. İran’ın nükleer programı, İsrail ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok aktör için doğrudan tehdit oluşturuyor. Bu nedenle Tahran ile Washington arasındaki her türlü temas, bölgedeki tansiyonu düşürebilir. Öte yandan, İran’ın Rusya’ya insansız hava aracı tedarik ettiği iddiaları ve Ukrayna savaşındaki rolü, görüşmelerin arka planında önemli bir faktör. Küresel ölçekte ise ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltma stratejisi, Çin’in bölgedeki etkisini artırması ve Hindistan-Pakistan rekabeti gibi dinamikler de göz önünde bulundurulduğunda, bu teknik görüşmeler daha geniş jeopolitik dengelerin bir parçası olarak okunmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye’nin komşusu İran’la ilişkileri ve ABD ile olan ittifak dinamikleri açısından önemli. Ankara, İran’ın nükleer programı konusunda diplomasiyi desteklemekle birlikte, Tahran’ın bölgesel faaliyetlerinden (Suriye, Irak) rahatsızlık duyuyor. Görüşmelerden çıkacak olası bir uzlaşma, Türkiye’nin enerji ithalatı (doğalgaz) ve güney sınırlarındaki istikrar üzerinde olumlu etki yaratabilir. Ancak ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını sürdürmesi, Türk şirketlerinin İran’la ticaretini zorlaştırmaya devam ediyor. Dolayısıyla Ankara, bu süreci yakından izleyerek kendi çıkarlarını korumaya çalışacak.