Pakistan yönetimindeki Keşmir (Azad Keşmir), son yılların en ciddi siyasi krizini yaşıyor. Ekonomik durgunluk, artan işsizlik ve siyasi baskılar, bölgede halkın sokaklara dökülmesine neden olurken, Pakistan merkezi hükümetinin bölgeye yönelik politikaları da yoğun eleştirilere hedef oluyor. Al Jazeera muhabiri Ava Warriner'ın aktardığına göre, kriz; yalnızca ekonomik sıkıntılardan değil, aynı zamanda bölgenin yarı özerk statüsünün fiilen askıya alınmasına yönelik adımlardan da kaynaklanıyor. Bu durum, Hindistan yönetimindeki Keşmir'de 2019'da yaşananlara benzer bir sürecin Pakistan tarafında da işlediği yorumlarını güçlendiriyor.
Gelişmenin arka planı: Ekonomik çöküş ve siyasi baskı
Azad Keşmir, Pakistan'ın diğer bölgelerine kıyasla görece daha müreffeh bir görünüm sergilse de, son birkaç yılda ciddi bir ekonomik daralma yaşıyor. Bölge halkının büyük bir kesimi tarım ve küçük ölçekli ticaretle geçimini sağlıyor. Ancak artan enflasyon, elektrik kesintileri ve kamu harcamalarındaki kısıntılar, temel hizmetlerin aksamasına yol açtı. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik oranının kritik seviyelere ulaşması, toplumsal huzursuzluğu körüklüyor.
Siyasi açıdan ise, 2021 yılında göreve gelen başbakan Sardar Tanvir İlyas'ın hükümeti, muhalefetin sert eleştirileriyle karşı karşıya. İktidar partisinin, muhalif gazetecileri ve aktivistleri sindirmeye yönelik adımlar attığı iddia ediliyor. Öte yandan, Pakistan merkezi hükümetinin yargıç atamaları ve bütçe dağılımlarındaki müdahaleleri, bölgenin özerkliğinin özüne aykırı bulunuyor. Geçtiğimiz ay başkent Muzafferabad'da düzenlenen büyük protestolarda, göstericiler 'Yeter artık' sloganlarıyla hem yerel hem merkezi hükümete tepki gösterdi.
Uzmanlara göre, krizin derinleşmesinde Pakistan'ın genel ekonomik tablosu da belirleyici oluyor. Ülke genelinde devam eden döviz rezervi darlığı, ithalata bağımlı Keşmir ekonomisini daha da kırılgan hale getiriyor. Buna ek olarak, Pakistan'ın güneydoğusundaki sel felaketinin ardından uluslararası yardım kuruluşlarının dikkatini daha çok bu bölgeye yoğunlaştırması, Azad Keşmir'in ihmal edildiği hissini güçlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Hindistan'ın Keşmir politikasıyla karşılaştırma
Yaşanan kriz, sadece Pakistan'ın iç meselesi olmaktan öte, bölgesel dinamikler açısından da kritik bir önem taşıyor. Hindistan'ın 2019'da Cammu ve Keşmir'deki özel statüyü kaldırmasının ardından bölgede artan tansiyon, Pakistan yönetimindeki Keşmir'de de yankı bulmuştu. Dolayısıyla, Azad Keşmir'deki siyasi gelişmeler, Hindistan tarafından dikkatle izleniyor; Pakistan'ın iç istikrarsızlığının bölgeye yansıması halinde iki ülke arasında yeni bir gerilim kaynağı olabileceği belirtiliyor.
Küresel ölçekte ise, uluslararası toplumun Keşmir sorunu konusundaki duyarlılığı, bu krizin de görünürlüğünü artırıyor. Birleşmiş Milletler'in yanı sıra Batılı ülkeler, Pakistan yönetimindeki Keşmir'de insan hakları ihlallerine dair raporları endişeyle karşılıyor. Ancak bu ülkelerin, Pakistan'ın içişlerine karışma çekincesiyle somut bir adım atmaktan kaçındığı gözleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Keşmir meselesinde tarihsel olarak Pakistan'ın yanında yer almış ve bölgedeki hak ihlallerini gündeme taşımıştır. Azad Keşmir'de yaşanan bu kriz, Türkiye-Pakistan ilişkilerinde yeni bir sınav niteliği taşıyor. Ankara, Pakistan'daki istikrarın güçlendirilmesi gerektiğine dair açıklamalar yaparken, bölgede insan haklarına saygı çağrısını sürdürüyor. Ayrıca, Türkiye'nin Keşmir konusundaki tutumu, Güney Asya'daki nüfuz mücadelesinde denge unsuru oluşturmaya devam ediyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel istikrara katkı sağlama çabaları açısından önem taşıyor.