Pakistan, Afganistan ve İran sınırındaki batı bölgelerinde Taliban ve Beluc isyancılara karşı yirmi yılı aşkın süredir sayısız terörle mücadele operasyonu düzenliyor. Ancak bu çabalar, kırılamayan bir şiddet döngüsünü beraberinde getirdi. Her ay onlarca asker, polis ve sivil hayatını kaybediyor. Ülke, bir yandan militan saldırılarını bastırmaya çalışırken diğer yandan ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Uluslararası gözlemciler, Pakistan'ın güvenlik yaklaşımının yapısal sorunları çözmediğini, aksine yeni radikalleşme dalgalarını tetiklediğini belirtiyor.
Operasyonların bilançosu ve artan saldırılar
Pakistan ordusu, 2001'den bu yana Kuzey Veziristan, Güney Veziristan, Bajaur ve Mohmand gibi federal yönetimli kabile bölgelerinde geniş çaplı operasyonlar yürüttü. 2014'te başlatılan Zarb-e-Azb operasyonu, Taliban ve yabancı militanlara ağır darbe vurduğu iddiasıyla sunuldu. 2017'de Radd-ul-Fasaad adlı yeni bir operasyon başlatıldı. Ancak bu operasyonlar sonrasında militan gruplar sınırın diğer tarafına, Afganistan'a çekilerek yeniden örgütlendi. 2021'de Taliban'ın Kabil'de yönetimi ele geçirmesiyle birlikte Pakistan'daki saldırılar yeniden tırmandı. Özellikle yasaklı TTP (Tehrik-i Taliban Pakistan) ve Belucistan Kurtuluş Ordusu (BLA) saldırılarını artırdı. 2023 yılında Pakistan'da terör saldırılarında 700'den fazla güvenlik görevlisi ve sivil hayatını kaybetti. 2024'ün ilk aylarında da benzer bir tablo görüldü. Ülkenin kuzeybatısındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde ve güneybatıdaki Belucistan'da neredeyse her gün silahlı saldırı, bombalı eylem veya hedef suikast haberleri geliyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın salt askeri yöntemlerle terörü bitiremediğini vurguluyor. Bölgedeki yoksulluk, işsizlik, yolsuzluk ve kötü yönetişim, radikal grupların eleman devşirmesini kolaylaştırıyor. Ayrıca, ülkenin Afganistan ve İran ile olan sınırlarının geçirgen yapısı, militanların sığınak ve lojistik destek bulmasına imkân tanıyor. Pakistan, Afganistan'daki Taliban yönetimini TTP'ye destek vermekle suçluyor; Kabil ise bu iddiaları reddediyor. İran da Belucistan'da ayrılıkçı gruplara destek vermekle eleştiriliyor. Bu karşılıklı suçlamalar, bölgesel iş birliğini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Pakistan'daki istikrarsızlık, yalnızca ülke içi bir mesele değil. Afganistan'dan İran'a, Orta Asya'dan Çin'e uzanan geniş bir coğrafyayı etkiliyor. Çin, Pakistan'daki güvenlik sorunlarını yakından izliyor; çünkü 62 milyar dolarlık Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesi, Belucistan ve Hayber Pahtunhva'dan geçiyor. Projeye yönelik saldırılar, Pekin'in yatırımlarını riske atıyor. Ayrıca, Pakistan'ın nükleer silahlara sahip olması, istikrarsızlığın küresel güvenlik açısından ne denli hassas olduğunu gösteriyor. ABD, Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgedeki etkisini yitirdi; ancak Pakistan üzerinden istihbarat ve terörle mücadele iş birliğini sürdürmeye çalışıyor. Rusya ve Çin ise Pakistan ile ilişkilerini derinleştirerek bölgede nüfuz alanı oluşturuyor. Hindistan ise Pakistan'ı teröre destek vermekle suçluyor ve Keşmir meselesi nedeniyle gerilim zaman zaman tırmanıyor. Tüm bu aktörlerin çıkarları, Pakistan'ın iç güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor.
Ekonomik kırılganlık da şiddet döngüsünü besliyor. Yüksek enflasyon, düşük büyüme, artan borç yükü ve IMF programları, hükümetin terörle mücadele için ayırdığı kaynakları sınırlıyor. Halkın geçim sıkıntısı, özellikle genç nüfus arasında radikal gruplara katılımı teşvik ediyor. Sivil toplum kuruluşları, eğitim ve istihdam olanaklarının artırılması gerektiğini savunuyor; ancak siyasi istikrarsızlık ve askeri vesayet, kapsamlı bir strateji geliştirilmesini engelliyor. 2022'deki sel felaketi ve ardından yaşanan ekonomik darboğaz, hükümetin önceliklerini daha da karmaşık hale getirdi. Pakistan'ın terörle mücadelede kalıcı başarı sağlaması için yalnızca güvenlik güçlerini güçlendirmek yetmiyor; aynı zamanda sosyoekonomik kalkınma, siyasi uzlaşı ve bölgesel diyalog gerekiyor. Ancak mevcut koşullarda bu hedeflere ulaşmak son derece zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Pakistan ile köklü tarihi, kültürel ve stratejik bağlara sahip. İki ülke savunma sanayii, ticaret ve enerji alanlarında iş birliğini derinleştiriyor. Pakistan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Özellikle Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru'nun güvenliği, Türkiye'nin Orta Asya ve Çin'e uzanan ticaret yolları açısından kritik. Ayrıca, Pakistan'ın terörle mücadelede etkin olamaması, bölgede radikal grupların güç kazanmasına ve mülteci akınlarına yol açabilir. Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında arabuluculuk yapabilecek ender ülkelerden biri. Bu nedenle Ankara'nın, Pakistan'ın terörle mücadelesine yalnızca askeri değil, kalkınma ve diplomasi boyutunda da destek vermesi, uzun vadeli bölgesel istikrar için elzem.