Pakistan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) dönem başkanlığını kritik bir dönemde devraldı. İslamabad yönetiminin, örgütün dönem başkanı olarak İran ve Orta Asya üzerinden yeni bağlantı yollarını öne çıkarması ve Kuşak-Yol Girişimi'ni Arap Denizi'ne bağlayacak projelere odaklanması bekleniyor. Pakistan'ın bu görevi, bölgesel bağlantısallık ve ekonomik işbirliği açısından önemli fırsatlar sunarken, aynı zamanda jeopolitik rekabetin gölgesinde şekillenecek.
ŞİÖ dönem başkanlığının arka planı
Şanghay İşbirliği Örgütü, 2001 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan tarafından kurulan bölgesel bir siyasi, ekonomik ve güvenlik örgütüdür. 2017'de Hindistan ve Pakistan'ın katılımıyla genişleyen örgüt, bugün Avrasya'nın en geniş kapsamlı çok taraflı platformlarından biri haline geldi. Pakistan, 2022-2023 döneminde dönem başkanlığını yürütecek. Bu dönem, örgütün genişleme süreci ve küresel jeopolitik dengelerin yeniden şekillendiği bir zaman dilimine denk geliyor.
Pakistan'ın dönem başkanlığında öncelikli gündem maddeleri arasında bölgesel bağlantısallık, ticaret, enerji işbirliği ve terörle mücadele yer alıyor. İslamabad, özellikle Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) projesini ŞİÖ çerçevesinde daha geniş bir bölgesel bağlantısallık ağına entegre etmek istiyor. Bu kapsamda İran üzerinden Orta Asya'ya açılan yollar ve Arap Denizi'ne erişim kritik önem taşıyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın dönem başkanlığının sembolik olmaktan öteye geçerek somut projelere yön vermesinin, örgüt içindeki etkinliğini artırabileceğini belirtiyor. Ancak Hindistan ile Pakistan arasındaki tarihsel rekabet ve Keşmir sorunu, ŞİÖ içindeki uyumu zorlaştırabilir. Yine de ekonomik işbirliği ve bağlantısallık projeleri, iki ülke arasındaki anlaşmazlıklara rağmen ilerleme kaydedilebilecek alanlar olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Pakistan'ın ŞİÖ dönem başkanlığı, sadece bölgesel değil küresel dengeler açısından da dikkatle izleniyor. Çin'in Kuşak-Yol Girişimi (BRI) kapsamında Pakistan, kritik bir koridor ülkesi konumunda. CPEC, Çin'in batıya açılan kapısı olarak görülüyor ve Pakistan üzerinden Orta Asya ile Arap Denizi'ne bağlanıyor. İran'ın da ŞİÖ'ye üye olmasıyla birlikte, İran üzerinden geçecek yeni ticaret yolları gündeme gelebilir. Bu durum, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve bölgesel güvenlik dinamikleri açısından karmaşık bir tablo oluşturuyor.
Rusya'nın da ŞİÖ içindeki etkisi göz önüne alındığında, örgütün Batı karşısında alternatif bir güç merkezi olma potansiyeli tartışılıyor. Ancak ŞİÖ'nün karar alma mekanizmaları ve üyeler arasındaki farklı çıkarlar, etkin bir blok oluşturmasını engelliyor. Pakistan, dönem başkanlığında hem Çin hem Rusya ile ilişkilerini dengeleyerek, aynı zamanda Batı ile de diyalog kanallarını açık tutmaya çalışacak.
Afganistan'daki istikrarsızlık, terör tehditleri ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi sorunlar da ŞİÖ'nün gündeminde. Pakistan, Afganistan'a komşu olarak bu konularda önemli bir aktör. Dönem başkanlığı süresince Afganistan konusunda işbirliğini güçlendirmeye çalışması bekleniyor. Ancak Taliban yönetimiyle ilişkiler ve insani kriz, örgüt içinde farklı yaklaşımlara yol açabilir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Pakistan'ın enerji ihtiyacı ve ekonomik kırılganlıkları, ŞİÖ üyeleriyle işbirliğini zorunlu kılıyor. İran doğalgazı, Orta Asya petrolü ve hidroelektrik projeleri, Pakistan'ın enerji güvenliği için kritik. Ayrıca, transit ticaret ve ulaşım koridorları, Pakistan'ın jeostratejik konumunu güçlendirebilir. Çin'in yatırımları ve İran ile işbirliği, bu hedeflere ulaşmada kilit rol oynayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın ŞİÖ dönem başkanlığı, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, ŞİÖ'de diyalog ortağı statüsünde ve örgütle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Pakistan'ın öncelik verdiği bağlantısallık projeleri, Türkiye'nin Orta Koridor girişimiyle örtüşüyor. İran ve Orta Asya üzerinden geçecek yeni ticaret yolları, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasındaki köprü rolünü güçlendirebilir. Ancak Pakistan-Hindistan rekabeti ve Çin'in etkisi, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, ŞİÖ içindeki gelişmeleri yakından izleyerek, kendi ekonomik ve güvenlik çıkarlarını korumalı.