Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, 24 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı yazılı açıklamada, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında süren görüşmelerin önümüzdeki hafta yeniden başlamasının beklendiğini duyurdu. Andrabi, “Taraflar masada ve süreç devam ediyor” ifadelerini kullandı. Açıklamada görüşmelerin detaylarına ilişkin ek bilgi verilmezken, Pakistan’ın bu süreçte üstlendiği arabuluculuk rolüne vurgu yapıldı.
Görüşmelerin arka planı ve Pakistan’ın rolü
İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması amacıyla birkaç yıldır devam ediyor. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği ve bölgesel gerginlikler süreci defalarca kesintiye uğrattı. Pakistan, son dönemde her iki tarafın da kabul ettiği bir arabulucu olarak öne çıktı. İslamabad yönetimi, özellikle İran’ın nükleer programı ve bölgesel güvenlik konularında diyaloğu teşvik etmek için yoğun çaba harcıyor.
Tahir Andrabi’nin açıklaması, Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleşmesi muhtemel yeni bir tur öncesinde yapıldı. Daha önceki turlarda İran ve ABD heyetleri doğrudan değil, Pakistanlı diplomatlar aracılığıyla görüş alışverişinde bulunmuştu. Andrabi, “Sürecin başarıya ulaşması için tüm tarafların yapıcı bir yaklaşım sergilemesi kritik önem taşıyor” dedi. Görüşmelerin ana gündem maddeleri arasında uranyum zenginleştirme seviyeleri, yaptırımların hafifletilmesi ve İran’ın bölgesel faaliyetleri yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD görüşmelerinin yeniden başlaması, sadece ikili ilişkiler değil, tüm Ortadoğu bölgesinin istikrarı açısından da önem taşıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi ülkeler, olası bir anlaşmanın bölgesel güç dengesini nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. Özellikle İsrail, İran’ın nükleer programına yönelik askeri seçenekleri gündemde tutarken, ABD’nin diplomasiye öncelik vermesi Tel Aviv’de tedirginlik yaratıyor. Diğer yandan Çin ve Rusya da süreci kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye çalışıyor.
Küresel petrol piyasaları da gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İran’ın yaptırımlar altındaki petrol ihracatının artması, arz fazlası yaratabileceği için fiyatları aşağı çekebilir. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu, ancak petrol gelirine bağımlı ekonomiler için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Uzmanlar, müzakerelerin başarısız olması halinde bölgede tırmanma riskinin yüksek olduğu konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki diyaloğu yakından takip ediyor. Ankara, komşusu İran ile enerji ve ticaret alanında önemli bağlara sahip; aynı zamanda NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkisini sürdürüyor. Olası bir anlaşma, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi durumunda Türkiye’nin enerji ithalat maliyetini düşürebilir ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırabilir. Ayrıca, İran’ın bölgesel nüfuzunun dengelenmesi, Suriye ve Kafkaslar’da Türkiye’nin çıkarlarıyla örtüşen bir gelişme olabilir. Ancak ABD-İran yakınlaşmasının İsrail’i rahatsız etmesi ve Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilimleri derinleştirmesi riski de bulunuyor. Türkiye’nin bu süreçte denge politikasını sürdürmesi bekleniyor.