Pakistan, 2015 tarihli İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması için taraflar arasında arabuluculuk yapmayı önerdi. İslamabad yönetimi, Washington ile Tahran arasında son dönemde tırmanan gerginliğin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve bu durumun tüm komşuları olumsuz etkilediğini savunuyor. Pakistan Başbakanı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki diyaloğun yeniden başlaması için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. Bu girişim, Pakistan'ın bölgesel bir aktör olarak nüfuzunu artırma çabası olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin arka planı
2015 yılında imzalanan ve uluslararası toplumun büyük bir diplomatik zaferi olarak görülen JCPOA, İran'ın nükleer programının kısıtlanması karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve yeniden yaptırımları uygulamaya başlamasıyla anlaşma fiilen askıya alındı. İran da buna tepki olarak nükleer faaliyetlerini kademeli olarak artırdı ve uranyum zenginleştirme oranını yükseltti. Biden yönetimi, göreve geldikten sonra anlaşmaya geri dönme sinyali verse de, müzakereler uzun süredir tıkanmış durumda.
Pakistan, uzun süredir hem İran hem de ABD ile işbirliği yapan bir ülke olarak iki başkent arasında köprü olmayı hedefliyor. İslamabad yönetimi, özellikle enerji ihtiyacı ve güvenlik endişeleri nedeniyle İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Bu kapsamda, Pakistan'ın önerdiği arabuluculuk, bölgedeki diğer ülkeler tarafından da yakından takip ediliyor. Ancak bazı analistler, Pakistan'ın bu girişiminin başarılı olmasının zor olduğunu, çünkü İran ve ABD arasındaki güven eksikliğinin derinleştiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran-ABD gerginliği, yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmiyor; Basra Körfezi'ndeki petrol sevkiyatı, Orta Doğu'daki istikrar ve uluslararası enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkili. Pakistan'ın arabuluculuk girişimi, bölgesel güçlerin bu gerilimi azaltma isteğini de gösteriyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler, İran'la yakın ilişkilerini sürdürürken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ise İran'ın nükleer programından endişeleniyor. Pakistan'ın bu girişimi, hem Batı hem de Doğu bloklarıyla iyi ilişkiler kurma çabası olarak görülüyor. Öte yandan, Pakistan'ın kendi nükleer programı da uluslararası toplumun dikkatini çekiyor; bu nedenle İslamabad'ın arabuluculuk rolü, bazı kesimler tarafından kendi konumunu meşrulaştırma çabası olarak da eleştiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakından izlediği İran-ABD geriliminin yeniden gündeme gelmesini sağlıyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve ekonomik ilişkileri nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Özellikle enerji ithalatında İran'a bağımlılık göz önüne alındığında, olası bir anlaşma veya yaptırımların artması Türk ekonomisini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede etkin bir dış politika izlemesi ve ara buluculuk rollerine oynaması nedeniyle, Pakistan'ın bu girişimi Ankara'nın da benzer bir rol üstlenmesi için bir fırsat sunabilir. Ancak Türkiye'nin bu konudaki tutumu, ABD ile ilişkileri ve İran'la işbirliği arasında hassas bir dengeyi gerektiriyor.