Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münis, 13 Mayıs 2025 Salı günü Tahran'a beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirerek İran’ın üst düzey askeri ve siyasi yetkilileriyle görüştü. Ziyaret, Güney Asya ve Orta Doğu’da artan gerilim ve diplomatik hareketlilik ortamında gerçekleşti. Pakistan ordusundan yapılan açıklamaya göre Münis, İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami ile bir araya geldi. Görüşmelerde ikili savunma işbirliği, sınır güvenliği ve bölgesel istikrar konuları ele alındı.
Ziyaretin Arka Planı ve İkili İlişkiler
Pakistan ve İran, 900 kilometrelik ortak sınırı paylaşıyor ve son yıllarda sınır bölgelerinde zaman zaman güvenlik sorunları yaşanıyor. Ocak 2024’te iki ülke karşılıklı olarak birbirlerinin topraklarındaki militan hedefleri vurmuş, ancak kısa sürede ilişkiler normalleşmişti. Bu ziyaret, iki komşu ülke arasındaki askeri diyaloğun yeniden canlandırılması ve güven artırıcı önlemlerin güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Orgeneral Münis’in ziyareti, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in Nisan 2025’te İran’a yaptığı resmi ziyaretin ardından geldi. Şerif, Tahran’da Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüşmüş ve ticaret hacminin artırılması konusunda anlaşmıştı.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre görüşmelerde, Afganistan’daki gelişmeler, Keşmir meselesi ve İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde işbirliği imkanları da masaya yatırıldı. Pakistan, Keşmir konusunda İran’ın desteğini ararken, İran ise Pakistan’dan Afganistan sınırında istikrarın sağlanması ve mülteci akınının kontrol altına alınması konusunda işbirliği bekliyor. Ayrıca, iki ülke arasında enerji alanında da somut adımlar atılması planlanıyor. İran-Pakistan doğal gaz boru hattı projesi (IP Gaz Boru Hattı) yıllardır gündemde olmasına rağmen ABD yaptırımları nedeniyle ilerleyemiyor. Görüşmelerde bu projenin yeniden canlandırılması için alternatif finansman modelleri tartışıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orgeneral Münis’in ziyareti, Orta Doğu’da diplomatik dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleşti. İran, nükleer programı nedeniyle Batı ile müzakerelerini sürdürürken, Pakistan ise ekonomik kriz ve Hindistan ile süregelen Keşmir anlaşmazlığı nedeniyle bölgesel müttefikler arıyor. Son dönemde Çin’in arabuluculuğuyla Suudi Arabistan ve İran arasında yaşanan yakınlaşma, Pakistan’ın da İran ile ilişkilerini güçlendirmesine zemin hazırladı. Ancak Pakistan, aynı zamanda ABD ve Suudi Arabistan ile de yakın ilişkilerini korumak istiyor. Bu ziyaret, Pakistan’ın denge politikası izleyerek hem İran hem de körfez ülkeleriyle ilişkilerini yönetme çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Diğer yandan, Hindistan basını ziyareti, Pakistan’ın İran’dan askeri destek arayışı olarak yorumladı. Hint yetkililer, Pakistan’ın son dönemde Çin ve İran ile artan askeri işbirliğinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. İran ise Pakistan’a yönelik herhangi bir askeri taahhütte bulunmadığını, görüşmelerin ikili güvenlik ve ekonomik konularla sınırlı olduğunu vurguluyor. Bölgesel uzmanlar, ziyaretin somut sonuçlarından çok, taraflar arasındaki diyaloğun sürekliliğinin önemine işaret ediyor. İran’ın nükleer müzakerelerde ilerleme kaydetmesi halinde, Pakistan’ın da enerji ve ticaret alanında İran ile ilişkilerini derinleştirebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan Genelkurmay Başkanı’nın Tahran ziyareti, Türkiye’nin bölgesel çıkarları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, hem Pakistan hem de İran ile köklü tarihi ve kültürel bağlara sahip; aynı zamanda her iki ülkeyle ekonomik ve savunma işbirliğini geliştiriyor. İran-Pakistan arasındaki askeri diyaloğun güçlenmesi, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir ve Afganistan kaynaklı güvenlik risklerinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak Türkiye, Pakistan ile savunma sanayii alanında önemli ortaklıklara sahip; İran’ın Pakistan’a askeri teknoloji transferi veya ortak tatbikat gibi adımlar atması, Türkiye’nin bölgedeki savunma ihracatını ve stratejik konumunu etkileyebilir. Ayrıca, enerji koridorlarının çeşitlenmesi ve ticaret yollarının açılması, Türkiye’nin Orta Asya ve Güney Asya’ya yönelik lojistik projeleriyle (örneğin, Pakistan-İran-Türkiye demiryolu hattı) doğrudan ilgilidir. Bu nedenle Ankara, iki komşu ülke arasındaki yakınlaşmayı dikkatle izleyerek kendi ekonomik ve güvenlik çıkarları doğrultusunda politika geliştirmelidir.