Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, İran ve Amerika Birleşik Devletleri'ne, geçtiğimiz ay İslamabad'da imzalanan mutabakat zaptına (MoU) bağlı kalmaları çağrısında bulundu. Zerdari, anlaşmanın bölgesel istikrar ve diplomatik diyalog için kritik bir çerçeve oluşturduğunu vurguladı. Call, iki ülke arasında artan gerilim ve mutabakatın uygulanmasına ilişkin belirsizliklerin gölgesinde geldi.
Mutabakatın Arka Planı ve Kapsamı
İslamabad'da imzalanan mutabakat zaptı, İran ve ABD arasında son dönemde yaşanan gerginliklerin ardından diplomatik bir kanal açmayı hedefliyordu. Anlaşma, iki ülke arasında doğrudan görüşmelere zemin hazırlamak, bölgesel güvenlik konularında işbirliğini artırmak ve ekonomik yaptırımların etkilerini hafifletmek gibi maddeler içeriyor. Pakistan, anlaşmaya ev sahipliği yaparak arabuluculuk rolünü üstlenmişti. Ancak son haftalarda taraflar arasında karşılıklı suçlamalar ve anlaşmanın uygulanmasına yönelik farklı yorumlar, mutabakatın geleceğini belirsizleştirdi.
Zerdari'nin açıklaması, Pakistan'ın bölgesel barış ve istikrar için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme çabası olarak yorumlanıyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, mutabakatın taraflar arasında güven artırıcı önlemler içerdiğini ve uygulanmasının bölgesel güvenliğe katkı sağlayacağını belirtiyor. İran ve ABD'den henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ve ABD arasındaki ilişkiler, 2018'de Washington'un nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulamasıyla gerilmişti. Son aylarda Basra Körfezi'nde yaşanan tanker krizleri ve karşılıklı askeri hareketlilik, bölgede tansiyonu yükseltmişti. İslamabad mutabakatı, bu gerilimi düşürmek için bir fırsat penceresi olarak görülmüştü. Pakistan, hem İran hem de ABD ile iyi ilişkilere sahip olması nedeniyle arabuluculuk için uygun bir aktör olarak öne çıkmıştı. Ancak anlaşmanın kalıcılığı, tarafların siyasi iradesine bağlı.
Uzmanlar, mutabakatın uygulanmasının bölgesel ekonomi ve enerji piyasaları üzerinde de etkili olabileceğini belirtiyor. İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, küresel petrol arzını ve fiyatları etkileyebilir. Ayrıca, anlaşma Orta Doğu'da diplomatik çözüm arayışlarına ivme kazandırabilir. Ancak ABD'nin İran'a yönelik sert tutumu ve İran'ın bölgesel politikaları, mutabakatın önündeki en büyük engeller olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile ABD arasındaki gerilimin azalmasını ve diplomatik kanalların açık kalmasını destekliyor. İslamabad mutabakatı, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından olumlu bir adım olarak görülebilir. Ancak anlaşmanın uygulanmasındaki belirsizlikler, Türkiye'nin İran ile olan ticaret ve enerji ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, aynı zamanda Pakistan'ın arabuluculuk rolünü destekleyerek bölgesel barışa katkı sağlayabilir. Washington'ın Tahran'a yönelik yaptırımları, Türk şirketleri için risk oluşturmaya devam ediyor; bu nedenle mutabakatın yaptırımlarda esneme getirmesi Türkiye'nin ekonomik çıkarlarına hizmet edebilir.