Pakistan, yıllık federal bütçesinin sunumunu bu yıl ikinci kez erteledi. Hükümetin ertelenme gerekçesi olarak "teknik hazırlıkların tamamlanması" açıklamasını yapmasına karşın, analistler ve yatırımcılar bu gecikmenin ardında daha derin ekonomik ve siyasi sorunların yattığından şüpheleniyor. Başlangıçta 10 Haziran'da Meclis'e sunulması planlanan bütçe, önce 15 Haziran'a, ardından 20 Haziran'a ertelenmişti. Son erteleme kararıyla birlikte bütçenin 25 Haziran'dan önce açıklanması beklenmiyor. Bu durum, ülkenin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürüttüğü kritik kredi müzakerelerinde yeni bir belirsizlik yarattı.
Gelişmenin arka planı
Pakistan ekonomisi son yıllarda artan borç yükü, yüksek enflasyon ve düşük döviz rezervleriyle mücadele ediyor. Ülke, 2023 yılında IMF'den 3 milyar dolarlık bir kurtarma paketi almıştı ancak bu paketin son dilimlerinin serbest bırakılması, taahhüt edilen reformların uygulanmasına bağlı. Hükümet, bütçede IMF'nin taleplerine uygun olarak vergi gelirlerini artıracak, sübvansiyonları azaltacak ve kamu harcamalarını kısacak düzenlemeler yapmak zorunda. Ancak bu kemer sıkma önlemleri, iktidardaki Pakistan Müslüman Birliği-Nawaz (PML-N) partisi için siyasi bir risk oluşturuyor; özellikle 2024 yılında yapılması planlanan genel seçimler öncesinde halkın desteğini kaybetme endişesi taşınıyor.
Erteleme kararının bir diğer nedeni olarak, ordunun bütçe üzerindeki etkisi gösteriliyor. Pakistan ordusu, ülkenin en büyük bütçe kalemlerinden birini oluşturuyor ve hükümetin savunma harcamalarını kısma planlarına direnç gösterdiği biliniyor. Öte yandan, muhalefet partileri (özellikle Pakistan Tehreek-e-Insaf) hükümeti bütçeyi kasıtlı olarak geciktirerek IMF'den daha iyi şartlar koparmaya çalışmakla suçluyor. Jeopolitik uzmanlar ise gecikmenin, ülkenin Çin'den aldığı borçları yeniden yapılandırmaya çalışması ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nden yeni yatırım taahhütleri almasıyla ilgili olabileceğini öne sürüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Pakistan'ın bütçe ertelemesi, yalnızca iç siyaseti değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkiliyor. Güney Asya'nın nükleer güce sahip ikinci büyük ekonomisi olan Pakistan'ın mali istikrarsızlığı, komşu Hindistan, Afganistan ve İran üzerinde doğrudan etkiler yaratabiliyor. Özellikle Afganistan'daki istikrarsızlık ve terör örgütlerinin Pakistan topraklarında barınması, ülkenin ekonomik zorluklarını daha da derinleştiriyor. Küresel ölçekte ise Pakistan'ın borç krizi, gelişmekte olan ülkelerin artan faiz oranları ve küresel durgunluk karşısında kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. IMF'nin Pakistan ile müzakerelerde esneklik göstermesi halinde, benzer durumdaki diğer ülkeler için bir emsal teşkil edebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin Pakistan'a yönelik mali yardım taahhütleri, bölgedeki ekonomik bağımlılık ilişkilerini de yeniden şekillendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan’ın bütçe ertelemesi, benzer ekonomik kırılganlıklar yaşayan Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor. Her iki ülke de yüksek enflasyon, düşük döviz rezervleri ve IMF taahhütleri arasında sıkışmış durumda. Türkiye-Pakistan ilişkileri savunma sanayii ve ticaret alanında gelişme potansiyeli taşırken, Pakistan’ın ekonomik istikrarsızlığı bu alanlardaki iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin’in Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Türkiye ve Pakistan’ın ortak çıkarları bulunuyor; Pakistan’daki aksamalar bu projenin bölgesel etkisini sınırlayabilir. Kısacası, Pakistan’daki ekonomik gelişmeler, Türkiye’nin kendi dış politika ve ekonomi stratejilerini gözden geçirmesi için bir vesile olabilir.