Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Batı Asya'da artan gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu. Dar'ın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yapılan nükleer anlaşmanın sona erdiğini duyurmasından sadece günler sonra geldi. Pakistanlı üst düzey diplomat, bölgesel istikrarın korunmasının önemine vurgu yaparak tüm tarafları itidalli olmaya çağırdı.
Gelişmenin arka planı
Eski adıyla Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen İran nükleer anlaşması, 2015 yılında imzalanmış ve İran'ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump, 2018'deki ilk başkanlık döneminde ABD'yi anlaşmadan çekmiş, ardından İran yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. Son açıklama ise anlaşmanın tamamen rafa kalktığı anlamına geliyor. İran yönetimi ise anlaşmanın hâlâ geçerli olduğunu savunuyor, ancak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmanın kısıtlamalarını aşmış durumda.
Pakistan, jeopolitik konumu nedeniyle Batı Asya'daki gelişmelere doğrudan duyarlı. Ülke, İran ile uzun bir sınırı paylaşıyor ve Suudi Arabistan ile de yakın ilişkileri bulunuyor. Bu nedenle Tahran ile Riyad arasındaki rekabet, Pakistan'ı zaman zaman zorlayıcı bir konuma sokuyor. Dar'ın çağrısı, Pakistan'ın geleneksel denge politikasının bir yansıması olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın açıklaması, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da sarsma potansiyeli taşıyor. İran, nükleer programa olan bağlılığını artırarak bölgedeki rakiplerine gözdağı verirken, Suudi Arabistan ve İsrail de benzer şekilde pozisyon alıyor. Uzmanlar, anlaşmanın çökmesi halinde İran'ın nükleer silah elde etme yolunda hızlanabileceğini belirtiyor. Bu durum, bölgede bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Öte yandan Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörler, anlaşmayı kurtarmak için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak Trump yönetiminin kararlı tutumu ve İran'ın giderek artan nükleer faaliyetleri, bu çabaların başarı şansını sorgulanır kılıyor. Pakistan gibi bölgesel güçlerin arabuluculuk rolü üstlenmesi, tansiyonun düşürülmesinde kritik önem taşıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Asya'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarları açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, İran ve Suudi Arabistan ile dengeli ilişkiler sürdüren nadir ülkelerden biridir. Bölgedeki olası bir çatışma, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca İran ile doğal gaz ticareti yapan Türkiye, nükleer krizin tırmanması durumunda enerji arz güvenliği riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ankara'nın, Pakistan'ın çağrısına benzer şekilde itidalli bir tutum izlemesi ve taraflar arasında diyaloğu teşvik etmesi beklenir.