Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, uluslararası sularda seyrüsefer özgürlüğünün artık bir lüks değil, mutlak bir zorunluluk olduğunu belirtti. Başbakan Şerif, bu açıklamayı Asya'nın önde gelen güvenlik forumlarından biri olan Karaçi'de düzenlenen bir denizcilik konferansında yaptı. Üst düzey askeri yetkililer, diplomatlar ve uluslararası uzmanların katıldığı etkinlikte konuşan Şerif, Pakistan'ın bölgesel deniz güvenliğine olan bağlılığını yineleyerek, serbest ticaret yollarının küresel ekonomi için hayati önem taşıdığını ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
Pakistan Başbakanı'nın bu çıkışı, Hint Okyanusu ve Umman Denizi'nde artan jeopolitik rekabetin ortasında gerçekleşti. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin bir parçası olan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC), bölgedeki deniz ticaret yollarının güvenliğini daha da kritik hale getirdi. Şerif, Pakistan'ın denizcilik kaynaklarını koruma ve uluslararası iş birliğini güçlendirme kararlılığını vurgulayarak, Pakistan Deniz Kuvvetleri'nin bölgede istikrarı sağlama çabalarını övdü. Konferansta ayrıca, deniz güvenliğine yönelik siber tehditler ve yasadışı balıkçılık gibi yeni nesil sorunlar ele alındı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şerif'in açıklamaları, Hindistan ve Çin arasındaki Hint-Pasifik rekabetinin derinleştiği bir döneme denk geldi. Pakistan, stratejik konumu nedeniyle Körfez ülkeleri, Çin ve Batı arasındaki enerji ve ticaret yollarında kilit bir aktör. Başbakan, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) vurgu yaparak, tüm ulusların deniz alanlarında eşit haklara sahip olduğunu söyledi. Uzmanlar, bu söylemin Pakistan'ın bölgedeki bağlantısızlık politikasından uzaklaşarak daha aktif bir denizcilik gücü olma çabasını yansıttığını belirtiyor. Ayrıca, Şerif'in konuşmasında, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarına doğrudan atıfta bulunmaması dikkat çekti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan Başbakanı'nın seyrüsefer özgürlüğü vurgusu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki deniz yetki alanları mücadelesiyle doğrudan örtüşüyor. Türkiye de Mavi Vatan doktrini çerçevesinde deniz haklarını savunurken, uluslararası hukuka atıf yapıyor. Bu açıklama, Türkiye ile Pakistan'ın deniz güvenliği konusunda ortak bir pozisyona sahip olduğunu gösteriyor. İki ülke, özellikle savunma sanayii ve denizcilik iş birliğini derinleştirme potansiyeline sahip. Ayrıca, Pakistan'ın istikrarı, CPEC ve diğer projeler aracılığıyla Türkiye'nin Asya'ya açılımı için önemli bir faktör.