Pakistan askeri güçleri, Afganistan'ın doğusundaki sivil yerleşim bölgelerine hava ve topçu saldırısı düzenledi. Kabil'deki Taliban yönetiminin açıklamasına göre saldırıda en az üç sivil hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Olay, iki komşu ülke arasında uzun süredir devam eden sınır gerginliğini yeniden alevlendirdi ve kapsamlı bir çatışma riskini artırdı.
Saldırının Ayrıntıları ve Tarafların Açıklamaları
Taliban yönetimi, Pakistan ordusunun özellikle sınır hattına yakın köyleri hedef aldığını belirtti. Saldırıda ölenlerin kimlikleri henüz netleşmezken, bölgeden gelen ilk bilgiler arasında aralarında çocukların da bulunduğu yaralıların olduğu ifade ediliyor. Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, yaptığı yazılı açıklamada saldırıyı "açık bir saldırganlık" olarak nitelendirdi ve Pakistan'ı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Mücahid, "Afganistan topraklarına yapılan bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Sivil kayıplarından Pakistan hükümeti sorumludur" dedi. Pakistan tarafından ise henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak güvenlik kaynakları, operasyonun "terör yuvalarını temizleme" amacı taşıdığını öne sürdü.
Bölge halkı, son aylarda artan karşılıklı topçu atışlarından ve insansız hava aracı saldırılarından şikayetçi. Görgü tanıkları, saldırının gece saatlerinde gerçekleştiğini ve panik yarattığını aktardı. Yerel kaynaklar, özellikle Host vilayetine bağlı bazı köylerde evlerin hasar gördüğünü ve ailelerin bölgeden kaçtığını bildirdi.
Olay, iki ülke arasında 2021'de Taliban'ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana en ciddi sınır ihlallerinden biri olarak değerlendiriliyor. Pakistan, son yıllarda sınırın Afganistan tarafında üslenen ve kendi topraklarında saldırı düzenleyen silahlı gruplara karşı operasyonlar yaptığını savunuyor. Ancak Kabil yönetimi, bu tür operasyonların sivil kayıplara yol açtığını ve iki ülke arasındaki güveni zedelediğini vurguluyor.
Bölgesel Gerilimin Arka Planı ve Küresel Yansımaları
Pakistan ile Afganistan arasındaki sınır, 2.640 kilometre uzunluğunda ve Britanya sömürge döneminden kalma Durand Hattı olarak biliniyor. Taliban yönetimi, Durand Hattı'nı resmi sınır olarak tanımıyor; bu durum iki ülke arasında zaman zaman çatışmalara neden oluyor. Son aylarda özellikle Pakistan'ın Khyber Pakhtunkhwa eyaletinde düzenlenen bombalı saldırıların ardından Pakistan ordusu, Afganistan içindeki hedeflere yönelik hava saldırılarını artırmıştı. Taliban ise bu saldırılara karşılık vermekte tereddüt etmeyeceğini birçok kez dile getirdi.
Uzmanlar, iki komşu ülke arasındaki gerilimin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor. Pakistan'ın nükleer bir güç olduğu düşünüldüğünde, olası bir geniş çaplı çatışmanın Güney Asya'da yıkıcı sonuçları olabilir. Ayrıca Afganistan'ın istikrarsızlığı, Orta Asya ülkeleri, İran ve Çin gibi bölgesel aktörleri de doğrudan etkiliyor. Çin, Pakistan'ın yakın müttefiki olarak Afganistan'da istikrarı desteklediğini açıklamıştı; ancak artan çatışmalar, Pekin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki yatırımlarını riske atabilir.
Uluslararası toplum ise sessizliğini koruyor. Birleşmiş Milletler, sivil kayıplarla ilgili bağımsız bir soruşturma çağrısı yapmadı. ABD ve Avrupa ülkeleri, Taliban yönetimini tanımadıkları için olaya mesafeli yaklaşıyor. Ancak insani yardım kuruluşları, bölgede artan şiddetin sivillerin acılarını derinleştirdiği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Pakistan'ın ekonomik olarak zor bir dönemden geçmesi, askeri operasyonların maliyetini artırıyor. Ülke, Uluslararası Para Fonu ile yürüttüğü kredi görüşmelerinde sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Artan güvenlik harcamaları, bütçe açığını daha da büyütebilir. Afganistan ise zaten kırılgan olan ekonomisini daha da istikrarsızlaştıracak bir çatışmayı göze alamaz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan ile Afganistan arasındaki gerilim, Türkiye'nin Güney Asya ve Orta Doğu politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, hem Pakistan hem de Afganistan ile tarihi ve kültürel bağlara sahip; ayrıca Taliban yönetimiyle diyalog kanallarını açık tutan nadir ülkelerden biri. Sınır çatışmalarının tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir ve Afganistan'a yönelik insani yardım koridorlarını riske atabilir. Ayrıca, Pakistan ile savunma işbirliği bulunan Türkiye, olası bir istikrarsızlıkta askeri ve ekonomik projelerini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir. Göç dalgaları ve radikal grupların hareketlenmesi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artıracaktır.