Pakistan Dışişleri Bakanı Bilawal Zardari, ABD ile İran arasında Katar'ın başkenti Doha'da yürütülen dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlandığını duyurdu. Bakan, görüşmelerin olumlu bir atmosferde geçtiğini ve iki tarafın da diyaloğa açık olduğunu belirtti. Bu açıklama, uluslararası kamuoyunda uzun süredir askıda olan nükleer müzakerelere ilişkin umutları yeniden canlandırdı. Henüz resmi bir anlaşma metni oluşmamış olsa da, tarafların özellikle uranyum zenginleştirme ve yaptırımlar konusunda kısmi bir uzlaşıya yaklaştığı ifade ediliyor.
Görüşmelerin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, Katar'ın arabuluculuğuyla birkaç aydır devam ediyor. Taraflar, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için çaba gösteriyor. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, İran'ı nükleer faaliyetlerini hızlandırmaya itmişti. Bugün İran, uranyumu yüzde 60'a kadar zenginleştirerek anlaşmadaki sınırın çok üzerine çıkmış durumda. Doha görüşmelerinde, İran'ın zenginleştirme seviyesini düşürmesi karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları hafifletmesi masada. Pakistan'ın bu süreçteki rolü, İran ile sınır komşusu olması ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri nedeniyle dengeleyici bir aktör olarak öne çıkıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, müzakerelerin henüz nihai bir sonuca ulaşmadığı ancak olumlu sinyaller alındığı kaydedildi. İran tarafı ise, özellikle yaptırımların kaldırılması ve ekonomik fayda sağlanması konusunda somut adımlar beklediğini vurguluyor. Katar, ev sahipliği rolünü üstlenirken, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de süreci yakından takip ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmelerindeki ilerleme, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. Olası bir anlaşma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarını azaltabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programının denetim altına alınması, İsrail'in olası bir askeri müdahale planlarını da rafa kaldırabilir. Enerji piyasaları açısından da anlaşma, İran petrolünün küresel arza dönmesi anlamına geliyor; bu da petrol fiyatlarını aşağı çekebilir. Ancak anlaşmanın akıbeti, ABD Kongresi'nin onayı ve İran'daki iç siyasi dengelere bağlı. İran'da yükselen muhafazakâr kanat, Batı ile herhangi bir uzlaşıya sıcak bakmıyor.
Pakistan'ın arabulucu rolü, ülkenin bölgesel nüfuzunu artırırken, aynı zamanda Hindistan ile rekabetinde de elini güçlendiriyor. Çin ve Rusya ise, sürece dolaylı olarak dahil olurken, kendi çıkarları doğrultusunda sonucu şekillendirmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu görüşmeleri yakından izliyor. Olası bir ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran ile ticaretini artırabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta İran ile iş birliği yapan Türkiye, anlaşmanın bu ülkelerdeki istikrara katkı sağlamasını bekliyor. Ancak ABD yaptırımlarının tamamen kalkmaması durumunda Türkiye, İran ile ticaretinde risklerle karşılaşabilir. Ankara, süreçte dengeleyici bir rol oynayarak hem ABD ile ilişkilerini hem de İran ile iş birliğini sürdürmeye çalışıyor.