Pakistan Genelkurmay Başkanı Müşir Asım Munir, geçtiğimiz salı günü Tahran'da İranlı liderlerle bir araya geldi. Görüşmede İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD'nin müzakereler yeniden başlamadan önce yaptırımları kaldırması ve baskıyı sonlandırması gerektiğini söyledi. Güvenlik yetkilisi Muhsin Rızai ise zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçilmeyeceğini belirtti. Pakistan'ın arabuluculuk çabaları, İran'ın sert tutumu nedeniyle zorlu bir sınavla karşı karşıya.
Ziyaretin Arka Planı ve İran'ın Talepleri
Müşir Asım Munir'in Tahran ziyareti, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde gerçekleşti. İran, ABD ile nükleer anlaşmanın canlandırılması için müzakerelere hazır olduğunu bildirmişti ancak ön koşul olarak yaptırımların kaldırılmasını istiyor. Pezeşkiyan hükümeti, ekonomik sıkıntılar ve iç baskılar nedeniyle bir an önce yaptırımların hafifletilmesini hedefliyor. Ancak İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in onayı olmadan önemli bir adım atılması zor. Munir'in ziyareti, Pakistan'ın İran ile ABD arasında köprü kurma potansiyelini test etme amacı taşıyor.
Pakistan, İran ile uzun sınırı ve kültürel bağları olan bir ülke. Aynı zamanda ABD ile de ilişkilerini sürdürüyor. Ancak Pakistan'ın kendi ekonomik sorunları ve siyasi istikrarsızlığı, arabuluculuk kapasitesini sınırlıyor. Uzmanlar, Pakistan'ın taraflar arasında güven tesis etmekte zorlanacağını belirtiyor. İran, ABD'nin geçmişte anlaşmalardan çekilmesini hatırlatarak güvensizliğini dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, sadece ABD-İran ilişkileri değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik mimarisi açısından kritik. İsrail, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, İran'ın nükleer kapasitesini yakından izliyor. Pakistan'ın arabuluculuğu, bu ülkelerin de dikkatini çekmiş durumda. Çin ve Rusya da İran ile Batı arasında denge politikası izliyor. Pakistan, hem İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi hem de ABD'nin müttefiki olarak benzersiz bir konumda. Ancak İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmemesi, müzakerelerin önündeki en büyük engel.
ABD yönetimi, İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, diplomatik kanalları açık tutmak istiyor. Pakistan'ın devreye girmesi, Washington'un Tahran'a doğrudan mesaj göndermekte zorlandığı bir dönemde faydalı olabilir. Ancak Pakistan'ın kendi iç sorunları ve ekonomik krizi, arabuluculuk rolünü zayıflatıyor. Ayrıca Pakistan-İran ilişkileri tarihsel olarak inişli çıkışlı. Sınır güvenliği, mezhep farklılıkları ve Afganistan politikası gibi konularda anlaşmazlıklar var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile Batı arasındaki gerilimde denge politikası izliyor. Pakistan'ın arabuluculuk çabaları, Türkiye'nin bölgesel rolünü doğrudan etkilemezken, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret hacmi açısından olumlu olabilir. Ancak İran'ın nükleer kapasitesini koruması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik endişelerini artırabilir. Türkiye, Pakistan ile savunma ve ekonomik işbirliğini güçlendirerek bu süreçte arabuluculuk değil, istikrar vurgusu yapmayı tercih edebilir. Ayrıca Türkiye, İran ile Batı arasında bir denge unsuru olarak kendi diplomatik kanallarını açık tutmaya devam edecektir.