Japonya'nın 2016 yılında ortaya koyduğu "Özgür ve Açık Hint-Pasifik" (FOIP) stratejisi, vizyonun mimarı eski Başbakan Shinzo Abe'nin 2022'deki suikastının ardından yeni ortaklar kazanarak bölgesel işbirliğinin temel sütunu haline geldi. ABD, Avustralya ve Hindistan'ın katılımıyla dörtlü güvenlik diyaloğu (Quad) güçlenirken, Çin Halk Cumhuriyeti bu gelişmeyi kendi etki alanına yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor ve sert tepki gösteriyor.
FOIP'in Doğuşu ve Gelişimi
Shinzo Abe, 2016 yılında Nairobi'de yaptığı konuşmada ilk kez "Özgür ve Açık Hint-Pasifik" kavramını dile getirdi. Bu vizyon, Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu'nu tek bir stratejik alan olarak tanımlıyor; deniz ticaret yollarının serbestliği, hukukun üstünlüğü, serbest ticaret ve barışçıl anlaşmazlık çözümü ilkelerini vurguluyordu. Abe'nin 2022'de suikasta kurban gitmesine rağmen, strateji Japonya'nın dış politika öncelikleri arasında yerini korudu. Başbakan Fumio Kishida döneminde FOIP, Japonya'nın ulusal güvenlik stratejisinin merkezine yerleşti ve savunma bütçesinin artırılmasıyla desteklendi.
ABD, 2017'de Donald Trump yönetimi sırasında "Özgür ve Açık Hint-Pasifik" ifadesini resmen benimsedi. Ardından Avustralya, Hindistan ve Japonya ile birlikte Quad grubu canlandırıldı. 2021'de Quad liderler zirvesi ilk kez çevrimiçi olarak yapıldı; 2022'de Tokyo'da yüz yüze zirve gerçekleşti. AUKUS (Avustralya, Birleşik Krallık, ABD) ittifakı da bölgesel güvenlik mimarisine eklendi. Japonya ayrıca ASEAN ülkeleriyle ayrı ayrı FOIP işbirliği anlaşmaları imzaladı; özellikle Filipinler, Vietnam ve Endonezya ile deniz güvenliği, altyapı ve insan kaynakları geliştirme alanlarında ortak projeler yürütüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin, FOIP'i kendi kuşak-yol projesine (BRI) karşı bir kuşatma stratejisi olarak görüyor. Pekin yönetimi, FOIP'in Asya-Pasifik'te istikrarı bozduğunu ve Soğuk Savaş zihniyetini yansıttığını savunuyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, stratejiyi "gruplaşma ve bloklaşma" olarak nitelendirerek ASEAN merkezli bölgesel mimariye zarar verdiğini iddia etti. Çin ayrıca Solomon Adaları ile güvenlik anlaşması imzalayarak ve Pasifik ada ülkelerine artan yatırımlar yaparak FOIP'e karşı hamleler geliştiriyor.
Öte yandan FOIP, bölgesel ekonomik entegrasyonu da şekillendiriyor. 2022'de yürürlüğe giren Kapsamlı ve Aşamalı Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) anlaşması, FOIP ilkeleriyle uyumlu bir ticaret bloğu oluşturdu. Japonya, CPTPP'nin en büyük ekonomisi olarak kuralların belirlenmesinde etkin rol oynuyor. ABD ise Trump döneminde Trans-Pasifik Ortaklığı'ndan çekilmiş olsa da Joe Biden yönetimi, Hint-Pasifik Ekonomik Çerçevesi (IPEF) adıyla yeni bir girişim başlattı. 2022'de başlatılan IPEF, tedarik zinciri dayanıklılığı, temiz enerji, vergilendirme ve yolsuzlukla mücadele gibi alanlarda işbirliğini hedefliyor; ancak piyasa erişimi konusunda bağlayıcı taahhütler içermediği için eleştiriliyor.
Hint-Pasifik'in jeopolitik önemi, küresel ticaretin %60'ından fazlasının bu deniz yollarından geçmesinden kaynaklanıyor. Güney Çin Denizi'ndeki anlaşmazlıklar, Tayvan Boğazı'ndaki gerilim ve Kuzey Kore'nin nükleer programı bölgesel güvenlik risklerini artırıyor. FOIP, bu risklere karşı kolektif bir yanıt mekanizması oluşturmayı amaçlıyor. Japonya, 2023'te savunma harcamalarını GSYH'nin %2'sine çıkarma kararı aldı ve karşı saldırı kapasitesi edinme yönünde adımlar attı. Bu adımlar, FOIP'in sadece diplomatik bir söylem değil, aynı zamanda askeri bir strateji olduğunu gösteriyor.
Ancak FOIP'in geleceği, bölge ülkelerinin Çin ile ekonomik ilişkilerini koparmadan güvenlik işbirliğini derinleştirme becerisine bağlı. Çoğu ASEAN ülkesi, ABD ve Çin arasında denge politikası izliyor; açıkça taraf seçmekten kaçınıyor. Bu nedenle FOIP'in başarısı, kapsayıcı ve esnek bir yapı sunmasına bağlı. Japonya, vizyonun sahibi olarak bu dengeyi sağlamada kilit rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hint-Pasifik'teki bu gelişmeler, doğrudan Türkiye'nin gündeminde olmasa da küresel güç dengelerini etkilediği için dolaylı sonuçlar doğuruyor. ABD ve Çin arasındaki rekabetin derinleşmesi, Türkiye gibi NATO üyesi ülkelerin stratejik önceliklerini yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor. Türkiye, savunma sanayii ve ticaret alanında Asya-Pasifik ülkeleriyle ilişkilerini geliştirme potansiyeline sahip. Özellikle Japonya, Güney Kore ve ASEAN ülkeleriyle ekonomik işbirliği, Türkiye'nin "Asya Yeniden Dengeleme" stratejisiyle örtüşebilir. Ayrıca, Hint-Pasifik'teki istikrarsızlık, küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını etkileyerek Türkiye ekonomisi üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle Türkiye, bölgesel gelişmeleri yakından takip etmeli ve çok taraflı platformlarda aktif rol almalıdır.