ABD'li sigortacıların, düzenleyici sermaye hesaplamalarında resmi kredi derecelendirme kuruluşlarının notları yerine özel şirketlerden aldıkları daha yüksek notları kullanarak, yasal olarak ayrırmaları gereken sermaye miktarını önemli ölçüde düşürdüğü iddia ediliyor. Bu uygulamanın, finansal sistemin istikrarını tehdit edebilecek bir 'düzenleme arbitrajı' olasılığını akla getiriyor. Peki bu gerçekten böyle mi ve etkileri ne olabilir?
Gelişmenin Arka Planı
ABD'de sigorta şirketleri, elinde tuttukları varlıkların riskine göre belirli bir miktar sermaye bulundurmak zorunda. Bu sermaye yükümlülüğü genellikle, varlıkların kredi notuna dayanıyor: Daha düşük notlu (riskli) varlıklar için daha fazla sermaye ayrılması gerekiyor. Geleneksel olarak bu notlar, Moody's, S&P ve Fitch gibi büyük, düzenlemeye tabi kredi derecelendirme kuruluşları tarafından veriliyor.
Ancak son yıllarda sigorta şirketleri, özellikle hayat sigortası branşında, yatırım portföylerindeki bazı varlıklar için özel kredi notu (private rating) almaya yöneldi. Özel notlar, düzenlemeye tabi olmayan danışmanlık şirketleri veya küçük rating kuruluşları tarafından veriliyor ve genellikle resmi notlardan daha yüksek oluyor. Bu sayede sigortacılar, aynı varlık için daha düşük sermaye yükümlülüğü hesaplayarak, ayrımaları gereken sermayeyi azaltıyor. Bu, şirketlerin karlılığını artıran bir uygulama, ancak düzenleyiciler tarafından dikkatle izleniyor.
New York Finansal Hizmetler Departmanı (DFS) gibi düzenleyici kurumlar, 2023 yılında bu konuda bir kılavuz yayınlayarak, özel notların kullanımına ilişkin şeffaflık ve tutarlılık talebinde bulundu. Sorun, özel notların metodolojisinin genellikle daha az şeffaf olması ve çıkar çatışması potansiyeli taşıması. Sigorta şirketi, notu veren kuruluşa ödeme yapıyor ve daha yüksek bir not almak için teşvik oluşuyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu uygulama, sadece ABD'ye özgü değil. Avrupa'da da benzer tartışmalar yaşanıyor. Özellikle Solvency II düzenlemeleri kapsamında, sigortacıların kendi iç modellerini kullanarak sermaye yeterliliklerini hesaplamalarına izin veriliyor. Ancak ABD'deki kadar yaygın bir 'özel not' piyasası bulunmuyor.
Küresel ölçekte, bu durum düzenleme arbitrajının bir örneği olarak görülüyor. Finansal kuruluşlar, daha sıkı kuralların olduğu alanlardan kaçarak, daha gevşek düzenlenmiş alanlara yöneliyor. Bu, sistemik riski artırabilir; çünkü şirketler gerçekte olduğundan daha az sermaye tutuyor olabilir. Ayrıca, yatırımcılar ve poliçe sahipleri için yanıltıcı olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de sigorta sektörü, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından denetleniyor ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kredi derecelendirme faaliyetlerini düzenliyor. ABD'deki bu uygulama, Türkiye'de de benzer bir düzenleme boşluğu olup olmadığı sorusunu akla getiriyor. Türk sigortacıları henüz özel not kullanımında ABD'deki kadar agresif olmasa da, küresel uygulamalar yerel piyasaları da etkileyebilir. Düzenleyicilerin, özellikle yabancı ortaklıklı büyük şirketlerin bu tür yöntemleri kullanmaması için önlem alması gerekebilir. Aksi halde, Türkiye'deki sigorta sektörünün şeffaflığı ve sağlamlığı zarar görebilir.