ABD'de yayımlanan yeni bir rapor, özel jetlerin ticari uçaklara kıyasla 14 kata kadar daha fazla karbon emisyonu ürettiğini ve bu lüks ulaşım aracının federal havacılık vergilerine hak ettiği katkıyı yapmadığını gözler önüne serdi. Rapora göre, son yıllarda özel jet sayısı hızla artarken, sahipleri Federal Havacılık İdaresi'nin (FAA) operasyon maliyetlerine orantılı bir pay ödemiyor. Bu durum, iklim kriziyle mücadelede havacılık sektörünün adil vergilendirilmesi tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Özel Jet Patlaması ve Vergi Adaletsizliği
Rapor, ABD'de özel jet filosunun son yıllarda rekor düzeyde büyüdüğünü belgeliyor. Pandemi sonrası dönemde zenginlerin ve şirketlerin özel uçuşlara yönelmesiyle birlikte, ülkedeki özel jet sayısı binlerle ifade edilen artış gösterdi. Ancak bu büyümeye rağmen, özel jet sahiplerinin FAA'nın hava trafik kontrolü, altyapı ve güvenlik hizmetlerine yaptığı katkı, ticari havayolu şirketlerine kıyasla çok düşük kalıyor.
Örneğin, ticari bir uçuşun yolcu başına ödediği vergi ve harçlar, özel jetlerin uçuş başına ödediği miktardan orantısal olarak daha yüksek. Raporda, özel jetlerin genellikle daha küçük havalimanlarını kullanması ve daha az yolcu taşıması nedeniyle, birim maliyetlerin çok daha yüksek olduğu vurgulanıyor. Buna karşın, bu jetlerin yol açtığı emisyon ve altyapı yükü, ticari uçaklara göre katbekat fazla.
Çevre örgütleri, bu durumun hem iklim hem de sosyal adalet açısından kabul edilemez olduğunu savunuyor. Özel jetlerin çoğunlukla çok kısa mesafeli uçuşlar için kullanıldığı ve bu uçuşların tren gibi daha çevre dostu alternatiflerle kolayca ikame edilebileceği belirtiliyor. Raporda ayrıca, özel jet sahiplerinin büyük çoğunluğunun, karbon vergisi veya emisyon ticareti gibi düzenlemelerden muaf tutulduğu ifade ediliyor.
Havacılıkta Karbon Ayak İzi ve Küresel Etkiler
Havacılık sektörü, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %2,5'ini oluşturuyor ve bu oran hızla artıyor. Özel jetler ise bu emisyonun küçük ama en yoğun ve en lüks kısmını temsil ediyor. Bir özel jet, saatte ortalama 2 ton karbondioksit salarken, ticari bir uçak aynı sürede yolcu başına çok daha az emisyon üretiyor. Bu nedenle, özel jetlerin kişi başına düşen emisyonu, ticari uçuşlara göre 14 kata kadar çıkabiliyor.
Rapor, ABD'nin yanı sıra Avrupa ve Körfez ülkelerinde de benzer eğilimlerin gözlendiğini, ancak ABD'nin bu alanda en büyük pazar olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği, özel jetleri de kapsayan daha sıkı emisyon düzenlemeleri üzerinde çalışırken, ABD'de federal düzeyde bir düzenleme bulunmuyor. Bu durum, uluslararası iklim müzakerelerinde adalet ve sorumluluk paylaşımı tartışmalarını derinleştiriyor.
Uzmanlar, özel jetlerin vergilendirilmesi ve emisyonlarının sınırlandırılması için acil adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, 2030 ve 2050 iklim hedeflerine ulaşmak imkânsız hale gelebilir. Havacılık sektörünün karbon nötr hale gelmesi için özel jetlerin de sorumluluk alması şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özel jet trafiğinin yoğun olduğu ülkelerden biri. İstanbul, Antalya ve Bodrum gibi şehirler, özellikle yaz aylarında zengin turistlerin özel jetleriyle dolup taşıyor. Bu durum, Türkiye'nin turizm gelirine katkı sağlasa da, karbon emisyonlarını artırıyor ve çevresel baskıyı yükseltiyor. ABD'deki vergi adaletsizliği raporu, Türkiye'nin de özel jetleri daha etkin vergilendirmesi ve emisyonlarını izlemesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması kapsamındaki taahhütleri doğrultusunda, havacılık sektöründe yeşil dönüşümü hızlandırması ve lüks uçuşların çevresel maliyetini içselleştiren politikalar geliştirmesi bekleniyor. Bu gelişme, Türkiye'nin iklim diplomasisinde aktif rol alması için bir fırsat sunuyor.