ABD ile Çin ve Rusya arasındaki rekabetin bir sonraki aşaması, askeri üslerde değil, startup kuluçka merkezlerinde ve girişim fonlarında yazılıyor olabilir. Bu yeni cephede Özbekistan, ABD için stratejik bir avantaj noktası olarak öne çıkıyor. Orta Asya'nın en kalabalık ülkesi olan Özbekistan, son yıllarda dijital dönüşüm ve girişimcilik ekosistemini geliştirmek için önemli adımlar atıyor. Ülkenin genç ve dinamik nüfusu, artan internet penetrasyonu ve hükümetin reform çabaları, bölgedeki teknoloji odaklı kalkınmanın merkezi haline gelmesini sağlıyor. Bu gelişmeler, ABD'nin bölgedeki nüfuzunu artırmak için yeni bir fırsat penceresi aralıyor.
Özbekistan'ın Girişimcilik Ekosistemindeki Yükselişi
Özbekistan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra uzun yıllar kapalı bir ekonomiyle yönetildi. Ancak 2016'da göreve gelen Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev'in reform programıyla birlikte ülke, ekonomik liberalizasyon ve teknolojik modernizasyon sürecine girdi. Bu süreçte IT parklar kuruldu, yabancı yatırımcılara vergi teşvikleri sağlandı ve girişimcilik eğitimleri yaygınlaştırıldı. Özellikle Taşkent'te kurulan IT Park, bölgenin en büyük teknoloji merkezlerinden biri haline geldi ve yüzlerce yerli ve yabancı startup'a ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, Özbekistan hükümeti, gençleri teknoloji alanında eğitmek için uluslararası iş birliklerine imza attı; örneğin Singapur ve Güney Kore gibi ülkelerle ortak eğitim programları geliştirildi. Ülkedeki yazılım ihracatının yıllık bazda kayda değer artışlar gösterdiği belirtiliyor. Tüm bu gelişmeler, Özbekistan'ı Orta Asya'da dijital bir merkez olma yolunda ilerletiyor.
Geniş kapsamlı reformlara rağmen, Özbekistan'ın girişimcilik ekosistemi hâlâ gelişim aşamasında. Risk sermayesi kültürü yeni yeni oluşuyor, melek yatırımcı sayısı sınırlı ve hukuki altyapı bazı yönleriyle yetersiz kalabiliyor. Ancak bu durum, hem yerel hem de uluslararası girişimciler için büyük bir fırsat alanı yaratıyor. Ülke, genç nüfusu ve artan teknoloji okuryazarlığı ile dikkat çekiyor; nüfusun büyük çoğunluğunu 30 yaş altı oluşturuyor. Bu demografik yapı, dijital ürün ve hizmetlere talebi artırırken, aynı zamanda girişimcilik için de verimli bir zemin hazırlıyor.
Bölgesel Rekabet: ABD, Çin ve Rusya'nın Orta Asya Stratejileri
Orta Asya, jeopolitik olarak Çin ve Rusya'nın geleneksel etki alanlarının kesiştiği noktada yer alıyor. Çin, Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında bölgeye yoğun yatırımlar yaparken, Rusya ise güvenlik ve enerji iş birlikleriyle varlığını sürdürüyor. ABD'nin bölgeye ilgisi ise 2001'deki Afganistan müdahalesinden sonra artmış, ancak zamanla azalmıştı. Bugün ABD'nin Orta Asya'daki etkinliğini artırması için teknoloji ve girişimcilik alanı önemli bir fırsat sunuyor. Özbekistan'ın startup ekosistemine yapılacak ABD destekli yatırımlar, ülkenin batıya yönelişini güçlendirebilir ve bölgedeki diğer ülkeler için de bir model oluşturabilir. Öte yandan Çin ve Rusya da bu alanda geri durmuyor; özellikle Çin, dijital altyapı ve e-ticaret projeleriyle bölgede etkisini artırmaya çalışıyor. Rusya ise ortak dijital pazar ve yazılım ihracatı alanlarında iş birliklerini derinleştiriyor. Bu nedenle Özbekistan'ın teknolojik dönüşümü, yalnızca ekonomik kalkınma değil aynı zamanda jeopolitik bir rekabet alanı olarak da değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Özbekistan'ın bu rekabetten kazançlı çıkmak için dengeli bir dış politika izlemesi gerektiğini belirtiyor. Ülke, hem ABD hem de Çin ve Rusya ile iş birliğini sürdürerek kendi çıkarını maksimize edebilir. Ancak batı ile yakınlaşma, insan hakları ve demokratik reformlar konusunda da beklenen adımların atılmasını gerektirebilir. ABD'nin girişimcilik ekosistemine yapacağı yatırımlar, bu reformların hızlanmasını teşvik edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türk dış politikası açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, tarihi ve kültürel bağları nedeniyle Özbekistan ile yakın ilişkilere sahip; aynı zamanda gelişen teknoloji ekosistemiyle Orta Asya'da bir köprü ülke konumunda. Türk şirketlerinin Özbekistan'ın startup alanındaki yükselişine dahil olması, bölgesel etkinliğimizi artırabilir. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) gibi kurumların teknoloji odaklı projeleri desteklemesi, ülkeler arası iş birliğini güçlendirebilir. Özbekistan'ın bu alandaki atılımı, Türkiye'nin ekonomik çıkarları açısından da yeni pazarlar anlamına gelebilir; bu nedenle Ankara'nın bölgedeki girişimcilik ekosistemine yönelik proaktif bir politika izlemesi yararlı olabilir.