Otizm araştırmalarının önde gelen isimlerinden Profesör Simon Baron-Cohen, 2002 yılında ortaya attığı 'aşırı erkek beyin' (extreme male brain) teorisini bugün 'yararsız' olarak nitelendirdi ve bu ifadenin yanlış anlaşıldığını itiraf etti. Cambridge Üniversitesi Otizm Araştırma Merkezi direktörü olan Baron-Cohen, Guardian gazetesine verdiği özel röportajda, otizmi tanımlamak için kullandığı bu dilin, otistik bireylerin duygusal olarak soğuk veya empati yoksunu olduğu gibi yanlış bir algıya yol açtığını belirtti. Bilim insanı, aslında otistik kişilerin farklı bir empati türüne sahip olduğunu ve bu mitin yıkılması gerektiğini vurguladı.
Yıllar süren yanlış anlaşılma
Baron-Cohen'in 'aşırı erkek beyin' hipotezi, otistik bireylerin sistematize etme (systemizing) yeteneklerinin yüksek, empati yeteneklerinin ise düşük olduğunu öne sürüyordu. Ancak bu teori, özellikle nöroçeşitlilik (neurodiversity) aktivistleri tarafından eleştirildi; çünkü otistik kişilerin duygusal derinlikten yoksun olduğu gibi bir izlenim yaratıyordu. Profesör, bu eleştirileri haklı bularak şunları söyledi: 'Empati, sadece bir tür duygusal tepki olarak daraltılamaz. Otistik bireyler, başkalarının acısını yoğun bir şekilde hissedebilir, ancak bunu ifade etme biçimleri farklıdır.' Bilim insanı, otizmin spektrumunun genişliğini ve her bireyin farklı güçlü yönlerini vurgulamak için daha dikkatli bir dil kullanılması gerektiğini ekledi. Ayrıca, son araştırmaların otistik bireylerdeki empatinin karmaşıklığını ortaya koyduğunu ve bu konudaki bilimsel anlayışın değiştiğini ifade etti.
Otizmin algılanışında yeni dönem
Bu açıklama, otizmin toplumsal algısı açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Baron-Cohen'in geri adımının, otizmin patolojik bir bozukluk olarak değil, nörolojik bir farklılık olarak görülmesi gerektiği yönündeki çağdaş yaklaşımla uyumlu olduğunu belirtiyor. Özellikle son yıllarda 'nöroçeşitlilik' hareketi, otizmin bir 'eksiklik' değil, alternatif bir bilişsel yapı olduğu fikrini yaygınlaştırıyor. Baron-Cohen'in itirafı, bu hareketin bilimsel camiada daha fazla kabul görmesine katkı sağlayabilir. Ancak bazı bilim insanları, 'aşırı erkek beyin' teorisinin tamamen reddedilmesi yerine, daha incelikli bir şekilde yeniden formüle edilmesi gerektiğini savunuyor. Tartışma, otizmin tanımlanmasında kullanılan dilin ne kadar hassas olması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu tartışma, Türkiye'de otizm alanında çalışan akademisyenler, aileler ve sivil toplum kuruluşları için önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye'de otizm tanısı konan birey sayısı giderek artarken, toplumsal farkındalık da yükseliyor. Baron-Cohen'in bu çıkışı, Türkiye'deki otizm savunucularının 'nöroçeşitlilik' kavramını daha güçlü bir şekilde dile getirilmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, otizmle ilgili kamu politikalarının oluşturulmasında, bireylerin güçlü yönlerine odaklanan bir yaklaşımın benimsenmesi teşvik edilebilir. Bu gelişme, Türkiye'de otizm araştırmalarına ayrılan kaynakların artırılması ve eğitim müfredatlarının daha kapsayıcı hale getirilmesi yönünde de bir farkındalık yaratabilir.