Ortadoğu'da iş jeti hareketliliği, İran savaşının ardından yaklaşık yüzde 30 oranında azaldı. Havacılık endüstrisi kaynaklarına göre, bu düşüş eğiliminin bölgede kalıcı bir barış anlaşması imzalanana kadar sürmesi bekleniyor. Özellikle Körfez ülkeleri merkezli iş jeti filolarının, güvenlik endişeleri ve artan sigorta primleri nedeniyle uçuşlarını askıya aldığı veya rotalarını değiştirdiği belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı: Güvenlik krizi ve ekonomik yansımaları
İran savaşı, Ağustos ayında başlayan ve kısa sürede büyüyen bir çatışmaya dönüştü. Bölgedeki hava sahası kısıtlamaları, füze saldırıları ve askeri operasyonlar, ticari havacılığın yanı sıra özel jet trafiğini de felç etti. Havacılık veri sağlayıcısı OAG'nin raporuna göre, Eylül ayı itibarıyla Ortadoğu'daki iş jeti kalkışları, savaş öncesi döneme göre yüzde 28 ila 32 arasında düşüş gösterdi. En sert düşüşler, çatışmaya doğrudan dahil olan ülkelerin yanı sıra komşu ülkelerde de kaydedildi.
Dubai Merkezli JetSuite’in CEO'su Abdulaziz Al-Sabah, "Müşterilerimizin çoğu, riskleri minimize etmek için uçuşlarını ertelemiş veya iptal etmiş durumda" dedi. "Savaşın başlamasıyla birlikte sigorta primleri ikiye katlandı ve bazı bölgelere uçuş yapmak neredeyse imkansız hale geldi." Al-Sabah, talepteki düşüşün yanı sıra, pilot ve ekipman temininde de sıkıntı yaşandığını belirtti. Savaşın en yoğun olduğu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Umman hava sahalarında uçuş kısıtlamaları getirilmişti.
Özel jet sektörü, bölge ekonomilerinin can damarlarından birini oluşturuyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği'nin (IATA) verilerine göre, Ortadoğu'da iş jeti pazarının büyüklüğü 2023 yılında yaklaşık 15 milyar dolar seviyesindeydi. Savaşın patlak vermesiyle bu rakamın 2024'te en az yüzde 20 küçüleceği tahmin ediliyor. Havacılık analisti Richard Aboulafia, "İş jetleri, üst düzey iş insanları ve diplomatlar için kritik bir ulaşım aracı. Bu araçların kullanılamaması, doğrudan yabancı yatırım ve ticaretin sekteye uğraması anlamına geliyor" yorumunu yaptı.
Bölgedeki kriz, aynı zamanda iş jeti üreticilerini de etkiliyor. Gulfstream, Bombardier ve Dassault gibi şirketlerin Ortadoğu'ya yönelik siparişlerinde belirgin bir yavaşlama yaşanıyor. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE merkezli şirketler, yeni jet alımlarını ertelemiş durumda. Sektör temsilcileri, barış anlaşmasının imzalanmasının ardından talebin kademeli olarak normale dönmesini bekliyor, ancak bu sürecin en az 6 ila 12 ay sürebileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Havacılık ve enerji bağlantıları
İş jeti trafiğindeki düşüş, sadece Ortadoğu'yu değil, küresel havacılık endüstrisini de etkiliyor. Özellikle Avrupa ve Asya'ya yapılan uzun menzilli uçuşların bir kısmı, Ortadoğu üzerinden geçtiği için savaş rotaları uzatmış durumda. Yakıt maliyetleri yükselirken, uçuş süreleri de artıyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği, savaş nedeniyle küresel havacılık sektörünün haftalık bazda yaklaşık 200 milyon dolar kaybettiğini tahmin ediyor.
Bununla birlikte, bazı bölgeler savaştan fayda sağlıyor. Örneğin, Avrupa'nın önemli merkezleri olan Londra, Cenevre ve Münih, Ortadoğu'dan yönelen iş jeti trafiğinde artış kaydediyor. Aynı şekilde Asya'da Singapur ve Hong Kong, artan talebi karşılamaya çalışıyor. Ancak genel tablo, bölgede barış sağlanana kadar iş jeti pazarının daralacağını gösteriyor.
Enerji piyasaları da bu durumdan etkileniyor. Petrol fiyatları yükselirken, enerji şirketlerinin yöneticileri, iş jetleriyle bölgeye seyahat edememenin yarattığı aksaklıkları dile getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı, savaşın küresel petrol arzını da tehdit ettiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ortadoğu'daki iş jeti trafiğinin azalması, Türkiye için önemli bir fırsat penceresi oluşturabilir. Özellikle İstanbul Havalimanı ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, bölgeden yönelen iş jeti trafiği için doğal bir alternatif merkez haline geliyor. Türkiye'nin istikrarlı yapısı ve gelişmiş havalimanı altyapısı, Ortadoğu'dan kaçan sermaye ve iş insanlarını çekebilir. Öte yandan, Türk hava yolu şirketleri, bu dönemde iş jeti kiralama ve uçuş hizmetlerine olan talepte artış gözlemliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik risklerin devam etmesi, bu fırsatın sürdürülebilir olmasını engelleyebilir. Türkiye, hem doğrudan yatırım çekme hem de havacılık sektöründe bölgesel bir üs olma potansiyelini değerlendirmelidir.