Pakistan'ın güneyindeki mango kuşağında kavurucu güneşin altında işçiler ağaç dallarında dengede durarak hızla çalışıyor; taze toplanan meyveleri aşağıda bekleyen çiftlik işçilerinin tuttuğu çuvallara atıyorlar. Mango sezonu tüm hızıyla devam etmesine rağmen, bu yıl hasat edilen meyvenin çok daha azı yurt dışına gönderilebiliyor. Pakistan'ın dünyaca ünlü mango ihracatı, başta Orta Doğu'daki savaş ortamı olmak üzere, artan navlun maliyetleri ve lojistik aksamalar nedeniyle ciddi bir darbe aldı. Ülkenin mango üreticileri, geleneksel pazarları olan Orta Doğu ve Avrupa'ya yaptıkları sevkiyatlarda geçen yıla oranla yüzde 40'a varan düşüş yaşadıklarını belirtiyor.
Mango Hasadı ve İhracattaki Düşüşün Arka Planı
Pakistan, dünyanın en büyük mango üreticileri arasında yer alıyor ve her yıl milyonlarca ton mango hasat ediyor. Özellikle Sindh ve Pencap eyaletlerinde yetiştirilen Chaunsa, Sindhri ve Anwar Ratol gibi aromatik çeşitler, uluslararası pazarlarda büyük talep görüyor. Ancak 2023 yılında başlayan ve halen devam eden İsrail-Hamas çatışması, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarıyla birleşince, Pakistan'dan yapılan deniz taşımacılığında büyük aksamalara yol açtı. Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya ulaşan geleneksel rota güvensiz hale gelirken, konteyner navlun fiyatları dört kata kadar yükseldi. Havayolu taşımacılığı ise taze mango gibi hassas ürünler için çok maliyetli. Pakistan Mango İhracatçıları Birliği Başkanı Waheed Ahmed, bu yıl ihracatın 100 bin tona düşebileceğini, geçen yıl bu rakamın 140 bin ton olduğunu söyledi. Ahmed ayrıca, ihracat gelirlerinde yaklaşık 50 milyon dolarlık kayıp beklediklerini ifade etti. Çiftçiler, uçakla gönderilen mangolarda bile savaş riski nedeniyle sigorta primlerinin arttığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Orta Doğu Krizinin Ticaret Üzerindeki Etkisi
Pakistan'ın mango ihracatındaki bu düşüş, Orta Doğu'daki savaşın küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerinin sadece bir örneği. Kızıldeniz'deki güvenlik sorunu, Asya ile Avrupa arasındaki en kısa deniz yolunu neredeyse kullanılamaz hale getirdi. Gemiler, Ümit Burnu'nu dolaşarak seyrediyor; bu da yol süresini en az iki hafta uzatıyor ve yakıt maliyetlerini artırıyor. Pakistan gibi gelişmekte olan ülkeler, tarım ürünleri ihracatında büyük oranda deniz yollarına bağımlı. Mango gibi çabuk bozulabilen ürünlerde, gecikmeler büyük kayıplara neden oluyor. Ayrıca, Orta Doğu'daki savaş nedeniyle bölge ülkelerindeki alım gücü düşerken, Pakistan'ın en büyük mango alıcıları arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Umman gibi ülkeler de ekonomik belirsizlik yaşıyor. Diğer yandan, Hindistan ve Bangladeş gibi rakip üreticiler, kendi pazarlarını korumak için çaba gösteriyor. Pakistan hükümeti, ihracatçılara sübvansiyon sağlamak için acil bir paket üzerinde çalıştığını duyurdu, ancak üreticiler bunun yetersiz olduğunu söylüyor. Uzmanlar, jeopolitik krizler uzadıkça, küresel tarım ticaretinin yeniden yapılanacağını ve bölgesel ticaret bloklarının önem kazanacağını öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın mango ihracatındaki bu düşüş, Türkiye için doğrudan bir fırsat ve uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarında mango ihracatında Pakistan'ın boşluğunu doldurabilecek bir konumda değil; ancak benzer şekilde çabuk bozulan meyve ve sebze ihracatı yapan Türk üreticiler, Kızıldeniz krizinden doğrudan etkileniyor. Türkiye'nin lojistik avantajı, Orta Doğu'ya kara ve kısa deniz yoluyla ulaşabilmesi, bu ürünlerde rekabetçi kalmasını sağlayabilir. Diğer yandan, Türkiye'nin kendi tarım ihracatını çeşitlendirmesi ve alternatif pazarlar bulması için bu kriz bir uyarı olarak görülmeli. Ayrıca, Pakistan ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler düşünüldüğünde, bu daralma iki ülke arasındaki tarım ürünleri ticaretini de olumsuz etkileyebilir. Jeopolitik risklerin tedarik zincirlerinde yarattığı kırılganlık, Türkiye'nin gıda güvenliği ve dış ticaret stratejilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.