Uluslararası bir rapora göre, Ortadoğu'dan enerji arzının 2025 yılına kadar kesintiye uğraması halinde küresel ekonomi ciddi bir darbe alacak. Petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanacak kalıcı yükseliş, başta enerji ithalatçısı ülkeler olmak üzere dünya genelinde enflasyonu körükleyecek ve büyümeyi yavaşlatacak. Raporda, mevcut jeopolitik gerilimlerin (İsrail-Hamas çatışması, Kızıldeniz'deki gerginlik, İran'ın nükleer programı) birleşerek enerji lojistiğini tehdit ettiği vurgulanıyor.
Gelişmenin arka planı
Rapor, küresel enerji piyasalarının halihazırda kırılgan olduğu bir dönemde hazırlandı. COVID-19 sonrası talep toparlanması, Rusya-Ukrayna savaşının yol açtığı arz sıkışıklığı ve OPEC+'ın üretim kısıntıları, fiyatları zaten yüksek seviyelerde tutuyor. Ortadoğu'da yeni bir kriz, özellikle Hürmüz Boğazı ve Babu'l Mendeb gibi stratejik geçiş noktalarını hedef alabilir. Rapora göre, İran'ın Hürmüz'ü kapatma tehdidi veya Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki tankerlere saldırıları, küresel petrol arzının günde yaklaşık 17 milyon varilini (dünya toplamının %15'i) riske atabilir. Bu senaryoda Brent petrolün varil fiyatının 120 doların üzerine çıkması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Küresel etkiler, sadece fiyat artışıyla sınırlı kalmayacak. ABD, Avrupa ve Asya'daki büyük ekonomiler, stratejik rezervlerini kullanarak kısa vadeli dengelemeye çalışsa da, uzun süreli bir kesinti tedarik zincirlerini bozacak. Ulaştırma, kimya ve imalat sektörleri ağır darbe alacak. Gelişmekte olan ülkeler, yüksek enerji faturaları ve artan borçlanma maliyetleriyle baş etmekte zorlanacak. Raporda, en kötü senaryoda küresel GSYİH'de yüzde 1,5 ila 2 oranında kayıp öngörülüyor. Ayrıca, enerji krizi iklim politikalarını da sekteye uğratabilir; ülkeler kısa vadede fosil yakıtlara yönelerek yeşil dönüşümü erteleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak bu krizden doğrudan etkilenecektir. Ortadoğu'dan kesintili arz, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artıracak, cari açığı büyütecek ve enflasyonu tetikleyecektir. Ayrıca Türkiye, enerji koridoru olma hedefi doğrultusunda Doğu Akdeniz ve Irak-Türkiye boru hattı gibi alternatif güzergahlara yönelmişken, bölgesel istikrarsızlık bu projeleri de tehdit edebilir. Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirme çabaları (nükleer, yenilenebilir, LNG) bu krizin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.