15 Haziran 2026'da yayınlanan Horizons Middle East & Africa programı, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki en güncel ekonomik gelişmeleri masaya yatırıyor. Program, küresel piyasalardaki dalgalanmaların bölge ekonomilerine etkilerini, enerji fiyatlarındaki değişimleri ve yeni ticaret koridorlarının yükselişini ele alıyor. Özellikle Körfez ülkelerinin petrol dışı ekonomiye geçiş çabaları ve Afrika kıtasında artan altyapı yatırımları öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Dönüşüm ve Kırılganlıklar
Orta Doğu ve Afrika, küresel ekonominin en hızlı dönüşen bölgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 programı, BAE'nin teknoloji odaklı yatırım stratejileri ve Katar'ın enerji sonrası planlaması, bölgenin petrole bağımlılığı azaltma çabalarının başında geliyor. Programda yer alan analizlere göre, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, fosil yakıt gelirlerini yeşil enerji, turizm ve finans sektörlerine kanalize ederek sürdürülebilir büyüme modelleri inşa etmeye çalışıyor.
Afrika cephesinde ise kıta genelinde artan nüfus ve şehirleşme, altyapı talebini patlatmış durumda. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Doğu Afrika'da geliştirdiği liman ve demiryolu projeleri, bölgesel ticarette yeni rotalar açıyor. Ancak yüksek kamu borcu, siyasi istikrarsızlık ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki baskısı, kıtanın kırılganlıklarını artırıyor. Uluslararası Para Fonu verilerine göre Sahra altı Afrika’da büyüme oranları %3,5 civarında seyrederken, borç servisi oranları da aynı ölçüde yükseliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji ve Ticaret Savaşları
Program, küresel enerji piyasalarındaki gelişmelerin Orta Doğu ve Afrika üzerindeki yansımalarını da detaylandırıyor. OPEC+ üretim kesintileri ve ABD-Çin rekabeti, petrol fiyatlarını istikrarsızlaştırırken, doğal gaz arz güvenliği de öncelikli konular arasında. Katar, büyük ölçekli LNG yatırımlarıyla Avrupa'nın alternatif tedarikçisi olma yolunda ilerlerken, Cezayir ve Nijerya da mevcut kapasitelerini artırma planlarını sürdürüyor.
Ticaret cephesinde, AB'nin karbon sınır düzenleme mekanizması (CBAM), bölge ihracatçıları için yeni bir maliyet unsuru yaratıyor. Özellikle Mısır, Tunus ve Fas gibi Akdeniz ülkeleri, sanayi ürünlerinde AB standartlarına uyum sağlamak için yatırım yapmak zorunda kalıyor. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin (AfCFTA) işlerlik kazanmasıyla birlikte kıta içi ticarette %15-20 artış beklenirken, lojistik altyapı eksikliği hala en büyük engel olarak görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki ekonomik dönüşüm, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Körfez ülkelerinin petrol dışı sektörlere yönelik yatırım iştahı, Türk müteahhitlik ve savunma sanayi şirketleri için yeni iş alanları açarken, Afrika'daki altyapı projeleri de ihracat ve lojistik fırsatları sunuyor. Ancak bölgedeki siyasi kırılganlıklar ve döviz kuru dalgalanmaları, Türk yatırımcıların tedbirli olmasını gerektiriyor. Özellikle Kuzey Afrika'daki siyasi türbülans ve Etiyopya-Somali gerilimi, ticaret akışlarına doğrudan yansıyabilecek potansiyel tehditler arasında yer alıyor. Türkiye, mevcut diplomatik ağırlığı ve savunma işbirlikleriyle bu yeni ekonomik fay hatlarında dengeleyici bir rol üstlenme imkanına sahiptir.