İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile vardığı anlaşmaya karşı çıkarak, Tel Aviv'in bu anlaşmanın bir parçası olmadığını ve ülkenin güvenliğini tehdit ettiğini öne sürdü. Ben Gvir, Telegram kanalı üzerinden yaptığı açıklamada, "Trump'ın anlaşması bizi bağlamaz... Bu anlaşmanın tarafı değiliz. Bu anlaşma güvenliğimizi garanti altına almıyor" ifadelerini kullandı. Bu çıkış, Ben Gvir'in İran konusunda daha önce de benzer sertlik yanlısı tutumlar sergilemesiyle uyumlu olarak, İsrail'in muhalefet ve koalisyon hükümeti içinde anlaşmaya yönelik farklı yaklaşımların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasında imzalanan anlaşma, Tahran'ın nükleer programının kısıtlanması karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Anlaşma, İsrail'de güvenlik çevrelerinde ve siyasi arenada geniş yankı uyandırdı. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinde, Ben Gvir gibi aşırı sağcı figürler anlaşmayı 'İran'a teslimiyet' olarak nitelendirirken, daha ılımlı kanatlar ABD ile ilişkileri zedelememek adına temkinli bir dil kullanmayı tercih ediyor.
Ben Gvir'in açıklamaları, kuzey sınırında Hizbullah'a karşı askeri operasyonların artırılması çağrısıyla birlikte geldi. Bakan, Lübnan'a yönelik daha kapsamlı bir kampanya yürütülmesi gerektiğini savunarak, "İran'ın bölgedeki vekil güçlerine karşı kararlı adımlar atılmalı" dedi. Bu söylem, İsrail'in son aylarda Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde ortaya çıktı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşması, Ortadoğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Anlaşma ile birlikte İran'ın ekonomik olarak rahatlaması, bölgedeki vekil güçlerine (Hizbullah, Yemen'deki Husiler, Suriye'deki milisler) daha fazla kaynak aktarmasına olanak tanıyabilir. Bu durum, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgesel aktörler için güvenlik endişelerini artırıyor. Öte yandan, Trump yönetimi anlaşmayı Ortadoğu'da istikrarın sağlanması ve nükleer yayılmanın önlenmesi açısından diplomatik bir başarı olarak sunuyor.
Ben Gvir gibi aşırılık yanlısı isimlerin söylemleri, İsrail'in iç siyasetindeki kırılganlıkları da gözler önüne seriyor. Koalisyon hükümeti, Filistin topraklarında yerleşim politikaları ve Hizbullah ile artan gerilim nedeniyle uluslararası alanda eleştirilerle karşı karşıya. Ben Gvir'in açıklamaları, ABD ile İsrail arasında anlaşmanın uygulanması konusunda görüş ayrılıklarına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran anlaşması ve İsrail'in aşırı sağcı bakanının çıkışları, Türkiye'nin bölgesel politikalarını yakından ilgilendiriyor. Anlaşmanın İran'ın ekonomik olarak rahatlamasına yol açması, Türkiye-İran ticari ilişkilerine olumlu yansıyabilir. Ancak İsrail'in Lübnan'da askeri harekatı artırma çağrısı, bölgede yeni bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Suriye'deki istikrarsızlık nedeniyle zaten hassas bir denge politikası izliyor. Bu bağlamda, Ankara'nın hem Tahran'la ilişkilerini sürdürmesi hem de İsrail-Hizbullah geriliminin kontrol altına alınması için diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir. Ayrıca, Trump yönetimi ile İran arasındaki anlaşma, Türkiye'nin kendi enerji ve dış politika hesaplarında yeni bir parametre oluşturacaktır.