Orta Doğu ve Afrika bölgesi, 2026 yılına doğru ekonomik çeşitlenme, enerji geçişi ve dijital dönüşüm ekseninde yeniden şekilleniyor. Bölgesel kalkınma kuruluşları tarafından hazırlanan son rapor, bu coğrafyada artan yatırım akışını, jeopolitik yeniden dengelenmeyi ve ticaret koridorlarının evrimini mercek altına alıyor. Özellikle Körfez ülkelerinin petrol dışı sektörlerdeki büyüme hamleleri, Doğu Afrika'nın lojistik merkez olma potansiyeli ve Kuzey Afrika'nın yenilenebilir enerji alanındaki yükselişi dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Horizons Middle East & Africa 2026 başlıklı video sunumu, bölgede 2024-2026 döneminde beklenen yapısal dönüşümleri ele alıyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 programı kapsamında turizm, teknoloji ve eğlence sektörlerine yaptığı yatırımlar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai ve Abu Dabi merkezli fintech hamleleri, Katar'ın LNG üretim kapasitesini artırma planları raporun odak noktaları arasında. Afrika kıtasında ise Nijerya ve Angola gibi petrol ekonomilerinin çeşitlenme çabaları, Kenya ve Etiyopya'nın dijital altyapı yatırımları, Güney Afrika'nın yeşil hidrojen stratejisi öne çıkıyor.
Raporda ayrıca Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika'daki altyapı projelerine yönelik finansmanın yeniden yapılandırıldığı, Hindistan'ın Doğu Afrika ile ticari bağlarını derinleştirdiği belirtiliyor. Türkiye'nin ise savunma sanayii, inşaat ve tekstil alanlarında Sahra Altı Afrika'da artan varlığı dikkat çekiyor. Özellikle Somali, Etiyopya ve Sudan'da enerji ve liman projelerinde Türk firmalarının rolü rapora yansıyan önemli bir detay.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Orta Doğu ve Afrika'nın küresel ekonomideki ağırlığı giderek artıyor. Bölge, küresel petrol ve doğalgaz rezervlerinin büyük kısmını elinde tutarken, yenilenebilir enerji potansiyeli de uluslararası yatırımcıların ilgisini çekiyor. Avrupa Birliği'nin enerji güvenliği arayışı, Kuzey Afrika doğalgazına ve yeşil hidrojene yönelimi hızlandırıyor. Öte yandan, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'nın jeopolitik önemi, Yemen krizi ve Husi saldırıları nedeniyle tedarik zincirlerinde aksamalara yol açıyor.
Dijital dönüşüm cephesinde, Afrika'nın mobil para sistemleri (M-Pesa gibi) ve fintech inovasyonları dünya çapında örnek gösteriliyor. Ancak siber güvenlik, veri egemenliği ve altyapı eksiklikleri bölge için hala önemli zorluklar teşkil ediyor. Rapor, bu alanlarda kamu-özel sektör işbirliğinin artması gerektiğinin altını çiziyor.
Göç ve demografik baskılar da raporun öne çıkardığı bir başka boyut. Genç nüfus yapısına sahip olan bölge, işsizlik ve eğitim açığını kapatamazsa siyasi istikrarsızlık riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle, teknoloji tabanlı girişimciliğin teşviki ve mesleki eğitimin yaygınlaştırılması kritik görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki bu dönüşüm, Türkiye'nin dış ekonomi politikası için önemli fırsatlar sunuyor. Türk inşaat firmaları özellikle Doğu Afrika'da liman, demiryolu ve enerji projelerinde aktif. Savunma sanayii ihracatı Körfez ülkelerine ve Sahra Altı ülkelere yayılıyor. Ayrıca Türkiye'nin Kızıldeniz'deki askeri varlığı (Somali'deki üs) ve Libya ile deniz yetki alanı anlaşması, bölgedeki enerji ticaretinde etkinliğini artırıyor. Ancak Çin, Hindistan ve Körfez ülkeleriyle rekabet kızışıyor. Türkiye'nin, bölgesel kalkınma projelerine entegre olabilmesi için finansman modellerini çeşitlendirmesi ve ticaret anlaşmalarını derinleştirmesi gerekiyor.