Horizons Middle East & Africa programının 6 Aralık 2026 tarihli yayını, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ile Sahra Altı Afrika’da hız kazanan ekonomik dönüşüm sürecini masaya yatırıyor. Bölgede petrol gelirlerine bağımlılığın azaltılması, yeşil enerji yatırımları ve dijitalleşme hamleleri öne çıkarken, küresel ticaret koridorlarındaki değişim de mercek altına alınıyor. Yayının odağında Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin lojistik üs olma hedefi ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi’nin (AfCFTA) uygulamadaki zorlukları var.
Reformlar ve Yatırım Dalgası
Suudi Arabistan, Vizyon 2030 kapsamında petrol dışı gelirleri artırmak için turizm, eğlence ve teknoloji sektörlerine büyük fonlar aktarıyor. Kızıldeniz kıyısındaki NEOM mega kenti ve Kızıldeniz Projesi gibi girişimler, yabancı sermaye çekmeyi amaçlıyor. Ancak yayında, bu projelerin sürdürülebilirliği ve bölgesel iş gücü piyasasına etkileri tartışıldı. BAE, Dubai ve Abu Dabi merkezli serbest bölgeleri fintech ve yapay zeka şirketleri için cazibe merkezi haline getirirken, Katar doğal gaz gelirlerini altyapı ve eğitime yönlendiriyor. Sahra Altı Afrika’da ise Kenya ve Ruanda, dijital ekonomi reformlarıyla öne çıkıyor; Nijerya ve Güney Afrika ise yapısal sorunlarla boğuşuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yayında, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin Afrika’daki devamı olarak Yeniden Canlandırılan İpek Yolu projeleri ve Körfez ülkelerinin Afrika’ya yönelik enerji yatırımları değerlendirildi. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE’nin Doğu Afrika’daki liman ve lojistik yatırımları, küresel tedarik zincirlerinde yeni rotalar yaratıyor. Ayrıca iklim finansmanı tartışmaları, zengin Körfez ülkelerinin fosil yakıttan çıkış politikalarıyla kesişiyor. Enerji dönüşümü sürecinde hidrojen ve güneş enerjisi projeleri öne çıkarken, bölgesel çatışmalar (Gazze, Yemen, Sudan) ekonomik entegrasyonu sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye’nin Orta Doğu ve Afrika ile ticari ve diplomatik ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, Körfez ülkeleriyle savunma sanayii, inşaat ve enerji alanlarında iş birliğini derinleştirirken, Sahra Altı Afrika’da da yatırım ve kalkınma yardımı projeleri yürütüyor. Bölgedeki ekonomik dönüşüm, Türk müteahhitlik firmaları ve lojistik sektörü için yeni fırsatlar yaratabileceği gibi, artan rekabet karşısında stratejik konumlanma gerektiriyor. Ayrıca Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi, Türkiye’nin Afrika ile ticaret hacmini artırma hedefleriyle örtüşüyor; ancak siyasi istikrarsızlıklar ve altyapı eksiklikleri dikkatle izlenmeli.