Bloomberg Horizons Middle East & Africa programının 9 Mart 2026 tarihli bölümü, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinin ekonomik görünümünü kapsamlı şekilde masaya yatırdı. Programda, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, bölgesel jeopolitik riskler ve yapısal ekonomik reformların yatırımcı güveni üzerindeki etkileri ele alındı. Uzmanlar, bölgenin 2026 yılında büyüme potansiyelini koruduğunu ancak dış şoklara karşı kırılganlığın sürdüğünü vurguladı.
Enerji Fiyatları ve Petrol İhracatçıları
Programın ilk bölümünde, Brent petrol fiyatlarının 2026'nın ilk çeyreğinde gösterdiği seyir ve bunun Körfez ülkeleri ile Afrika'nın petrol ihracatçısı ülkeleri üzerindeki etkileri tartışıldı. Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar gibi körfez ekonomileri, petrol gelirlerine olan bağımlılıklarını azaltmaya yönelik çeşitlendirme programlarını sürdürüyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamında turizm, teknoloji ve finans sektörlerine yaptığı yatırımların meyvelerini vermeye başladığı belirtildi. Öte yandan Nijerya, Angola ve Cezayir gibi Afrika'nın petrol üreticisi ülkeleri, üretim kapasitelerini artırmak için yeni yatırımlar arıyor. Ancak altyapı eksiklikleri ve güvenlik sorunları bu ülkelerin potansiyelini sınırlıyor.
Jeopolitik Gerilimler ve Ticaret Rotaları
Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, özellikle Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik riskleri, küresel ticaret rotalarını tehdit etmeye devam ediyor. 2024'te başlayan Husilerin saldırıları sonrası Kızıldeniz'deki nakliye maliyetleri artmış, bazı şirketler Ümit Burnu'nu kullanmak zorunda kalmıştı. Programda, 2026 itibarıyla bu risklerin kısmen azaldığı ancak tamamen ortadan kalkmadığı ifade edildi. Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlık ve Sudan'daki iç savaş, bölgesel ticareti olumsuz etkiliyor. Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerindeki düşüş, ülkenin döviz kazancını azaltarak ekonomik baskıyı artırıyor.
Afrika'da Büyüme ve Borç Sorunu
Afrika kıtasında ise ekonomik büyüme hızının 2026'da %4 civarında olması bekleniyor. Ancak birçok ülke yüksek borç yükü ve enflasyonla mücadele ediyor. Gana, Zambiya ve Etiyopya gibi ülkeler borç yeniden yapılandırma süreçlerini sürdürüyor. Kenya ve Nijerya gibi büyük ekonomiler, para birimlerindeki değer kaybı ve artan yaşam maliyetiyle uğraşıyor. Öte yandan Ruanda, Fildişi Sahili ve Tanzanya gibi ülkeler, tarım ve hizmet sektörlerindeki performansla dikkat çekiyor. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması'nın (AfCFTA) uygulanması, kıta içi ticaretin artırılması açısından umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.
Yatırım Ortamı ve Reformlar
Programda, bölgede yatırım ortamının iyileştirilmesi için yapısal reformların önemi vurgulandı. İş yapma kolaylığı, yolsuzlukla mücadele ve hukuk devleti gibi alanlarda ilerleme kaydeden ülkelerin daha fazla doğrudan yabancı yatırım çektiği belirtildi. BAE ve Suudi Arabistan, bölgesel merkez olma hedefiyle finans ve teknoloji alanında önemli adımlar atıyor. Mısır ve Fas da altyapı ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu ve Afrika'daki ekonomik gelişmeler, Türkiye'nin dış ticaret ve yatırım stratejileri açısından doğrudan önem taşıyor. Bölgedeki istikrarsızlık, Türk müteahhitlik firmalarının projelerini ve ihracat rotalarını etkileyebilir. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu baskılayan bir faktör. Afrika'da büyüyen pazarlar, Türk ihracatçıları için fırsatlar sunarken, borç sorunu yaşayan ülkelerdeki talep daralması risk oluşturuyor. Türkiye, Körfez ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirerek yatırım çekmeye çalışıyor. Ayrıca, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması'nın uygulanması, Türkiye'nin kıtadaki ticaretini artırma potansiyeli taşıyor. Ancak jeopolitik riskler ve rekabet, bu fırsatların önündeki engeller olarak duruyor.