ABD'de 2015-2024 yılları arasında artan orman yangınları, yüzey ozonu (smog) seviyelerini o kadar yükseltti ki, ülkede on yıllardır süren hava kalitesi iyileştirme çabaları yaklaşık dört yıl geriye gitti. Princeton Üniversitesi ve Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışma, özellikle ABD'nin batı eyaletlerinde kızılçam ormanlarında çıkan büyük yangınların atmosfere saldığı azot oksitler ve uçucu organik bileşikler sayesinde yer seviyesinde tehlikeli ozon oluşumunu hızlandırdığını ortaya koydu. Bilim insanları, iklim değişikliğinin etkisiyle yangın sezonunun uzadığı ve şiddetinin arttığı bir dönemde, bu durumun halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu vurguluyor.
Yangınlar Hava Kalitesinde Gerilemeye Neden Oldu
Araştırma kapsamında 2015-2024 yılları arasında ABD genelindeki 500'den fazla hava kalitesi izleme istasyonundan alınan veriler analiz edildi. Çalışma, yüzey ozonu konsantrasyonlarının 2015'ten 2024'e kadar istikrarlı bir şekilde arttığını gösterdi. Özellikle Kaliforniya, Oregon, Washington ve Colorado gibi eyaletlerde, büyük orman yangınlarının yaşandığı dönemlerde ozon seviyeleri Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) belirlediği sağlıklı sınırların üzerine çıktı. Araştırmacılar, bu artışın Temiz Hava Yasası kapsamında 2000'li yılların başından beri kaydedilen düzenli iyileşmeyi neredeyse sıfırladığını hesapladı. Yangın kaynaklı ozon kirliliğinin sadece yangın bölgeleriyle sınırlı kalmadığı, rüzgarlarla yüzlerce kilometre uzağa taşınarak Orta Batı ve Doğu Kıyısı'ndaki şehirlerde de hava kalitesini düşürdüğü belirlendi.
Sağlık ve Ekonomi Üzerindeki Etkiler
Yer seviyesindeki ozon, solunum yollarını tahriş ederek astım, bronşit ve diğer akciğer hastalıklarını tetikliyor. ABD'de her yıl on binlerce erken ölümün ozon kirliliğiyle ilişkili olduğu tahmin ediliyor. Araştırmaya göre, yangın kaynaklı ozon artışı nedeniyle 2015-2024 arasında hastane başvuruları ve sağlık harcamalarında önemli bir artış yaşandı. Tarım sektörü de olumsuz etkileniyor; yüksek ozon seviyeleri mahsul verimini düşürüyor. Özellikle buğday, soya fasulyesi ve mısır üretiminde kayıplar rapor ediliyor. Araştırmacılar, yangınların kontrol altına alınamaması halinde hava kalitesi hedeflerine ulaşmanın giderek zorlaşacağı uyarısında bulunuyor.
Küresel Boyut ve İklim Değişikliği Bağlantısı
ABD'deki bu eğilim, küresel ölçekte orman yangınlarının artışıyla paralellik gösteriyor. Kanada, Avustralya, Akdeniz ülkeleri ve Sibirya'da da benzer şekilde yangın kaynaklı hava kirliliği endişe yaratıyor. İklim değişikliği, kuraklık ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle yangın mevsimini uzatırken, yangınların sıklığı ve yoğunluğu artıyor. Bu durum, ülkelerin karbon emisyonu azaltma hedeflerini de tehdit ediyor. Çalışma, orman yangınlarıyla mücadelede daha etkili politikalar geliştirilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelenin hızlandırılması gerektiğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaz aylarında sık sık orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Son yıllarda Muğla, Antalya ve İzmir'de çıkan büyük yangınlar, ABD'deki tabloya benzer şekilde hava kalitesini geçici olarak kötüleştirmişti. İklim değişikliğiyle birlikte Türkiye'de de yangın sezonunun uzaması ve şiddetinin artması bekleniyor. Bu durum, halk sağlığı ve tarım üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ayrıca, hava kirliliğinin sınır aşan bir boyutu olduğu için, komşu ülkelerdeki yangınların da Türkiye'deki ozon seviyelerini etkileyebileceği unutulmamalı. Ulusal yangın yönetimi stratejilerinin güçlendirilmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda uluslararası iş birliğine ağırlık verilmesi önem taşıyor.