Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve müttefikleri, Pazar günü yapılacak toplantıda üretim kotalarını üst üste altıncı kez artırma kararı alabilir. Ancak uzmanlar, bu artışın küresel petrol fiyatları üzerinde beklenen etkiyi yaratmayacağını, çünkü asıl sorunun üretim değil, İran'daki savaş nedeniyle daralan ihracat yollarında olduğunu belirtiyor. OPEC+'ın toplam üretimi artırma hamlesi, piyasadaki arz-fiyat dengesini yeniden kurmakta yetersiz kalabilir; zira mevcut jeopolitik riskler ve lojistik darboğazlar, ekstra varillerin küresel pazara ulaşmasını engelliyor.
Altı aydır süren kota artışı ve sınırlı etkisi
OPEC+ grubu, 2024 yılı başından bu yana üretim kotalarını her ay kademeli olarak artırıyor. Bu politika, pandemi sonrası toparlanan talebi karşılamak ve fiyatları kontrol altında tutmak amacıyla benimsenmişti. Ancak özellikle son haftalarda İran ile İsrail arasında tırmanan çatışmalar, petrol arzına ilişkin endişeleri körükledi. Pazar günkü toplantıda alınması beklenen kararla birlikte, grubun günlük üretim artışı toplamda 2 milyon varili aşacak.
Fakat analistlere göre, bu artışın fiyatlara yansıması sınırlı olacak. Özellikle Körfez'deki petrol sevkiyat hatlarının güvenlik riski altında olması, tanker sigorta primlerinin tavan yapması ve bazı limanlarda yaşanan tıkanıklıklar, üretilen petrolün dünya pazarlarına ulaştırılmasını zorlaştırıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, küresel petrol stokları son iki ayda azaldı. Bu da arzın talebi karşılamakta zorlandığının bir göstergesi. OPEC+ üretim artışına rağmen, piyasada beklenen rahatlama yaşanmıyor ve ham petrol fiyatları varil başına 80 doların üzerinde seyrediyor.
İran savaşının ihracat rotasına etkisi
İran, dünyanın en büyük beşinci petrol ihracatçısı konumunda. Ülke, günlük yaklaşık 1,5 milyon varil ham petrol ihraç ediyor. Ancak savaşın büyümesi, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Bölgede herhangi bir askeri çatışma, boğazın kısmen ya da tamamen kapanmasına yol açabilir.
Uzmanlar, böyle bir senaryoda petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceğini ifade ediyor. OPEC+ üyeleri, özellikle Suudi Arabistan ve BAE, mevcut fazla üretim kapasitelerini devreye almakta istekli görünse de, bu kapasitenin ne kadarının hızla devreye alınabileceği belirsiz. Ayrıca, bazı üyelerin gemilerini yeni rotalara yönlendirmek zorunda kalması, maliyetleri artırıyor.
Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve petrolün satışından elde edilen gelirin dondurulması, İran'ın üretimini ve ihracatını zaten sınırlandırmış durumda. Savaşın başlamasıyla birlikte bu kısıtlamalar daha da sıkılaştı. Bu durum, küresel petrol arzındaki sıkışıklığın süreceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, yüksek petrol fiyatlarından olumsuz etkileniyor. OPEC+ üretim artırımının yetersiz kalması, enflasyonist baskıları artırabilir ve cari açığı genişletebilir. Ayrıca, İran savaşının Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesi, Türkiye'nin enerji tedarik rotaları açısından da risk oluşturuyor. Türkiye'nin enerji ithalatında Rusya ve Azerbaycan'a bağımlılığı zaten yüksekken, bu durum enerji güvenliği stratejilerini yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor. Öte yandan, Türkiye'nin savunma ve dış politika açısından bölgedeki gelişmeleri yakından izlemesi, olası bir krizde enerji arzında aksamalar yaşanmaması için alternatif kaynaklar geliştirmesi önem taşıyor.