Avrupa Birliği'nin Dünya gözlem programı Copernicus, okyanusların kaydedilmiş en sıcak Haziran ayını yaşadığını duyurdu. Uydu verilerine göre dünya okyanuslarının ortalama yüzey sıcaklığı, Haziran 2024'te 21 santigrat dereceye ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu rekor, iklim değişikliğinin okyanus ekosistemleri üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne sererken, bilim insanları yıllardır sıcaklık artışının biyoçeşitlilik kaybına yol açacağı konusunda uyarıyor.
Rekor sıcaklık nasıl ölçüldü?
Copernicus'un Deniz Durumu İzleme Servisi (CMEMS) tarafından toplanan veriler, 1993 yılından bu yana uydu tabanlı ölçümlerle okyanus yüzey sıcaklıklarını düzenli olarak kaydediyor. Haziran ayı boyunca elde edilen ölçümler, ortalama sıcaklığın 21°C'yi aştığını ve önceki rekor olan 20.9°C'yi (2023 Haziran) geride bıraktığını gösteriyor. Bu artış, özellikle Kuzey Atlantik, Akdeniz ve Pasifik Okyanusu'nun batı kesimlerinde belirginleşiyor. Uzmanlar, El Niño hava olayının yanı sıra sera gazı emisyonlarının birikimli etkisinin bu rekor sıcaklıklara yol açtığını belirtiyor. Copernicus yetkilileri, sıcaklık artışının yalnızca yüzeyle sınırlı kalmayıp derin denizleri de etkilediğini ve mercan ağarmasından deniz canlılarının göç yollarının değişmesine kadar pek çok soruna neden olduğunu vurguluyor.
Rekor sıcaklığın ardındaki temel faktörlerden biri, insan kaynaklı iklim değişikliği. Atmosferdeki karbondioksit ve metan gibi sera gazları, güneşten gelen enerjinin bir kısmını hapsederek dünyanın ortalama sıcaklığını yükseltiyor. Okyanuslar bu fazla ısının yaklaşık yüzde 90'ını emme kapasitesine sahip, ancak bu durum okyanus ekosistemlerinde büyük bir yük oluşturuyor. Ayrıca, 2023-2024 El Niño dönemi de sıcaklık rekorlarına katkıda bulundu. Dünya Meteoroloji Örgütü, El Niño'nun etkilerinin 2024 yılı boyunca devam edebileceğini ve okyanus sıcaklıklarının daha da artabileceğini tahmin ediyor.
Biçokitlilik ve küresel ekonomi tehdit altında
Okyanus sıcaklıklarının artması, deniz ekosistemleri üzerinde zincirleme etkilere yol açıyor. Mercan resifleri, sıcaklık artışına karşı en hassas deniz oluşumlarından biri. Avustralya'daki Büyük Set Resifi'nde son yıllarda yaşanan kitlesel mercan ağarmaları, sıcaklık rekorlarıyla birlikte daha da sıklaştı. Mercanların yok olması, balık türlerinin habitatını kaybetmesi anlamına geliyor ve bu durum tropikal bölgelerde milyonlarca insanın geçim kaynağını oluşturan balıkçılık sektörünü tehdit ediyor. Deniz suyu sıcaklığındaki her 1°C'lik artış, balık popülasyonlarının dağılımını değiştiriyor ve avlanabilir türlerin miktarını azaltıyor.
Küresel ısınmanın okyanuslara etkisi sadece biyoçeşitlilikle sınırlı değil. Sıcak sular, deniz seviyesinin yükselmesine, buzulların erimesine ve daha şiddetli hava olaylarına katkıda bulunuyor. Örneğin, Haziran rekoru sırasında Atlantik Okyanusu'ndaki yüksek sıcaklıklar, 2024 Atlantik kasırga sezonunun ortalamadan daha yoğun geçmesine neden olabilecek enerjiyi sağladı. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), sıcak okyanus sularının kasırgaların gücünü artırdığını ve daha hızlı büyümesine yol açtığını belirtiyor. Bu durum, özellikle Karayipler ve ABD'nin doğu kıyısı için ciddi bir risk oluşturuyor.
Avrupa için de Akdeniz'deki sıcaklık artışı büyük önem taşıyor. Copernicus verilerine göre Akdeniz yüzey sıcaklığı, Haziran ayında mevsim normallerinin 2°C üzerine çıktı. Bu durum, deniz ekosisteminin yanı sıra turizm ve balıkçılık gibi sektörleri de olumsuz etkiliyor. Deniz suyu sıcaklığının artması, ayrıca denizel istilacı türlerin yayılmasına da zemin hazırlıyor. Örneğin, Kızıldeniz'den Akdeniz'e giren aslan balığı ve zehirli denizanaları, sıcak sular sayesinde kuzeye doğru yayılarak yerel türlerle rekabete giriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Okyanus sıcaklıklarındaki bu rekor artış, Türkiye'yi çevreleyen denizleri de doğrudan etkiliyor. Marmara Denizi, Karadeniz ve Akdeniz'de su sıcaklıkları ortalamanın üzerinde seyrediyor. Bu durum, özellikle Akdeniz Bölgesi'ndeki deniz ekosistemi üzerinde baskı yaratırken, turizm ve balıkçılık sektörleri için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Aşırı sıcaklık, 2021'de Marmara Denizi'nde yaşanan müsilaj (deniz salyası) sorununun tekrarlama riskini artırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin kıyı bölgelerinde deniz seviyesinin yükselmesi ve kıyı erozyonu da söz konusu. Küresel bir sorun olan okyanus ısınması, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını hızlandırması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.