ABD’de 2028 başkanlık seçimlerine daha yıllar olmasına rağmen Demokrat Parti içindeki adaylık yarışı şimdiden kızışmış durumda. Ancak parti tabanının neredeyse tamamının üzerinde mutabık olduğu tek bir isim var: eski Başkan Barack Obama. Parti içindeki derin bölünmelere rağmen Obama’nın mirası ve hâlâ süren popülaritesi, Demokratların 2028 stratejisini şekillendiriyor.
Obama faktörü ve parti içi dinamikler
Demokrat Parti, Joe Biden’ın başkanlığı boyunca ilerici ve merkezci kanatlar arasında sıkışmış durumda. Ancak Axios’un haberine göre, yapılan anketlerde Demokrat seçmenlerin yüzde 90’ından fazlası Obama’yı olumlu değerlendiriyor. Bu oran, partinin mevcut liderlerinin hiçbirine nasip olmayan bir bağlılık düzeyini gösteriyor. Obama’nın 2008’deki ‘umut ve değişim’ söylemi, hâlâ partinin en güçlü markası olarak öne çıkıyor.
2028 için potansiyel adaylar arasında California Valisi Gavin Newsom, Michigan Valisi Gretchen Whitmer, Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg ve Illinois Valisi J.B. Pritzker gibi isimler bulunuyor. Ancak hiçbiri, Obama’nın karizması ve kitlesel çekiciliğine yaklaşamıyor. Parti stratejistleri, adayın Obama benzeri bir heyecan yaratması gerektiğini vurguluyor.
Obama’nın kendisi henüz herhangi bir adaya doğrudan destek açıklamış değil. Ancak parti içindeki etkisi, kampanya finansmanından medya stratejilerine kadar her alanda hissediliyor. Eski başkanın nadir yaptığı kamuoyu açıklamaları bile Demokrat tabanında büyük yankı uyandırıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Obama’nın gölgesinde geçecek bir 2028 yarışı, ABD’nin dış politikasını da etkileyebilir. Obama dönemi dış politika öncelikleri – İran nükleer anlaşması, Paris İklim Anlaşması, Asya’ya yönelme – hâlâ parti tabanında geniş kabul görüyor. Olası bir Demokrat aday, Obama’nın diplomatik yaklaşımını yeniden canlandırmak isteyebilir. Ancak Çin ve Rusya ile artan rekabet, Obama’nın ‘pivot Asya’ stratejisinin yeniden yorumlanmasını gerektirebilir.
Avrupa’da ise Obama nostaljisi güçlü. Eski başkanın çok taraflılığa verdiği önem, Avrupalı müttefikler tarafından Trump dönemine kıyasla daha fazla takdir edilmişti. Bu durum, transatlantik ilişkilerin geleceği açısından da belirleyici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Obama’nın mirasının Demokrat Parti içinde güçlü kalması, Türkiye-ABD ilişkileri için dolaylı da olsa önemlidir. Obama dönemi, ABD’nin Türkiye’yi Orta Doğu’da önemli bir ortak olarak gördüğü, ancak özellikle Suriye konusunda anlaşmazlıkların yaşandığı bir dönemdi. 2028’de Obama çizgisine yakın bir Demokrat başkan seçilirse, diyalog ve diplomatik kanalların daha fazla ön planda olduğu bir ilişki beklenebilir. Ancak Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması ve Doğu Akdeniz’deki gerilimler, Obama’nın ‘yumuşak güç’ yaklaşımını zorlayabilir. Bu gelişmeler, Türk dış politikasının Washington’daki olası yeni yönetime hazırlıklı olması gerektiğini gösteriyor.