ABD'de, eski Başkan Barack Obama'nın imza sağlık reformu olan Hasta Koruma ve Uygun Fiyatlı Bakım Yasası (Obamacare), popülist solun tek ödemeli sağlık sistemi (Medicare-for-all) talepleri karşısında giderek daha da kırılgan bir hale geliyor. Demokrat Parti'nin 2010 yılında kabul ettiği bu yasa, milyonlarca Amerikalıyı sağlık sigortası kapsamına almasına rağmen, artan maliyetler, azalan sigorta şirketi katılımı ve siyasi kutuplaşma nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. Uzmanlar, yasanın uzun vadeli sürdürülebilirliğinin ciddi şekilde tehdit altında olduğunu belirtiyor.
Obamacare'nin Zayıflayan Yapısı
Obamacare, 2010 yılında kabul edildiğinde, ABD sağlık sisteminde devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyordu. Bireysel sigorta zorunluluğu, federal sübvansiyonlar ve eyalet bazlı sağlık borsaları ile milyonlarca düşük ve orta gelirli Amerikalıya sağlık sigortası imkanı sağladı. Ancak son yıllarda, özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde yapılan yasal ve idari değişiklikler, yasanın temelini aşındırdı. Bireysel sigorta zorunluluğunun cezası sıfırlandı, Medicaid genişlemesi bazı eyaletlerde durduruldu ve sigorta şirketleri yüksek maliyetler nedeniyle birçok eyalette borsalardan çekildi.
Bu gelişmeler, özellikle kırsal bölgelerde sigorta seçeneklerinin azalmasına ve primlerin artmasına yol açtı. 2024 yılı itibarıyla, birçok eyalette sigorta borsalarında tek bir sigorta şirketi bile faaliyet göstermez durumda. Bu durum, yasanın temel ilkesi olan rekabetin sağlanması fikrini geçersiz kılıyor ve tüketicileri ya çok yüksek primlerle baş başa bırakıyor ya da kapsam dışında bırakıyor. Ayrıca, COVID-19 salgınının etkisiyle artan sağlık harcamaları, sigorta şirketlerinin mali yapısını daha da zorlaştırdı.
Popülist Solun Yükselişi ve Medicare-for-all Tartışmaları
Obamacare'ye yönelik bir diğer tehdit ise Demokrat Parti içindeki popülist kanadın yükselen sesi. Özellikle Senator Bernie Sanders ve ilerici temsilciler, sağlık hizmetlerinin tamamen devlet tarafından finanse edildiği ve tüm vatandaşları kapsayan tek ödemeli bir sistem olan Medicare-for-all modelini savunuyor. Bu görüş, parti tabanında giderek daha fazla destek bulurken, bu durum Obamacare'nin daha da ileriye götürülmesini ya da en azından mevcut sistemin korunmasını savunan ılımlı Demokratlarla arasında derin bir uçurum oluşturuyor.
2024 seçimleri öncesinde bu iç çekişme, Demokratların sağlık reformu konusundaki mesajını bulanıklaştırıyor. Anketler, Amerikalıların büyük bir çoğunluğunun Medicare-for-all fikrine sıcak bakmadığını, ancak Obamacare'nin popülaritesinin de düştüğünü gösteriyor. Bu belirsizlik, Demokratların seçim kampanyalarında sağlık konusunu net bir şekilde ele almasını zorlaştırıyor. Öte yandan, Cumhuriyetçiler Obamacare'nin tamamen yürürlükten kaldırılması yönündeki çağrılarını sürdürürken, sağlık sigortası sektörü de belirsizlik nedeniyle yatırımlarını azaltıyor.
Uzmanlar, mevcut gidişatın devam etmesi halinde Obamacare'nin birkaç yıl içinde çökebileceğini ve milyonlarca Amerikalının sağlık güvencesiz kalabileceğini belirtiyor. Bu durum, ABD'nin zaten yüksek olan sağlık harcamalarını daha da artırabilir ve sağlık eşitsizliklerini derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki sağlık reformunun akıbeti, küresel ekonomik dengeleri ve uluslararası sağlık politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, kendi sağlık sistemini geliştirme ve evrensel sağlık güvencesi sağlama çabalarında, ABD'de yaşanan bu zorluklardan dersler çıkarabilir. Özellikle sağlık hizmetlerinin finansmanı, özel sektör katılımı ve devlet müdahalesi arasındaki dengenin kurulması, Türk sağlık politikaları için de kritik öneme sahip. Ayrıca, ABD'deki gelişmeler, küresel sağlık sigortacılığı pazarında dalgalanmalara yol açabilir ve bu durum Türk sigorta ve sağlık sektörlerini dolaylı olarak etkileyebilir. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği, tüm ülkeler için ortak bir sorun olarak öne çıkarken, Türkiye'nin bu alandaki politika tercihleri, uluslararası deneyimlerden beslenerek daha sağlam temeller üzerine inşa edilebilir.