ABD’de Cumhuriyetçi Parti, eski Başkan Barack Obama’nın İran’la imzaladığı nükleer anlaşmaya (JCPOA) yönelik sert eleştirileriyle bilinirken, şimdi Başkan Donald Trump’ın Tahran’la yürüttüğü müzakerelerde benzer kaygıları dile getiriyor. 2015’te Obama yönetimi tarafından imzalanan ve İran’ın nükleer programını sınırlandırmayı hedefleyen anlaşma, Cumhuriyetçiler tarafından “yetersiz” ve “tehlikeli” olarak nitelendirilmişti. Trump ise 2018’de ABD’yi anlaşmadan çekerek “daha iyi bir anlaşma” vaat etmişti. Ancak şimdi, Trump’ın kendi müzakere süreci beklenen sonuçları vermemişken, Cumhuriyetçi senatörler ve uzmanlar, yeni anlaşmanın da benzer zaaflar taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Obama’dan Trump’a İran Politikasındaki Dönüşüm
Obama döneminde 2015’te imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA), İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlıyor, karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Cumhuriyetçiler, anlaşmanın İran’ın balistik füze programını kapsamadığını, denetimlerin yetersiz olduğunu ve anlaşmanın süreli olduğunu eleştirmişti. Trump, 2018’de ABD’yi anlaşmadan çekerek “maksimum baskı” politikası başlattı ve İran’a yeni yaptırımlar uyguladı. Ancak bu politikalar İran’ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasına yol açtı. 2021’de Biden yönetimi müzakerelere dönmeye çalışsa da süreç tıkandı. Şimdi Trump’ın yeniden müzakere masasına oturması, Cumhuriyetçiler arasında şu soruyu gündeme getirdi: “Acaba bu kez daha iyi bir anlaşma mı yapılıyor, yoksa aynı hatalar mı tekrarlanıyor?”
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran Anlaşması ve Ortadoğu Dengesi
JCPOA’nın akıbeti, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu’yu etkiliyor. Suudi Arabistan ve İsrail, anlaşmanın İran’ı bölgesel faaliyetlerinde serbest bıraktığını savunuyor. Trump yönetiminin İran’a yönelik “maksimum baskı” politikası, İran’ın ekonomisini zorlasa da, Tahran’ın nükleer programı üzerinde beklenen caydırıcılığı sağlayamadı. ABD’nin çekilmesi sonrası İran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60’a çıkararak anlaşmanın izin verdiği sınırın çok üzerine çıktı. Bu durum, bölgede yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Ayrıca ABD’nin güvenilirliği sorgulanırken, Çin ve Rusya’nın İran’la ilişkileri derinleşiyor. Cumhuriyetçilerin Trump’a yönelttiği eleştiriler, aslında ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik pozisyonunun zayıflamasından duyulan endişeyi yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran’dan karşılaması nedeniyle nükleer anlaşmanın geleceğinden doğrudan etkileniyor. ABD’nin İran’a yönelik baskı politikası, Türkiye’nin enerji tedarikini ve komşusuyla ticari ilişkilerini zorlaştırabilir. Ayrıca İran’ın nükleer programındaki ilerleme, bölgede bir silahlanma yarışını tetikleyebilir ve Türkiye’nin güvenlik hesaplarını değiştirebilir. Öte yandan, ABD-İran arasındaki olası bir uzlaşma, bölgede istikrarı artırarak Türkiye’nin kuzey Irak ve Suriye’deki angajmanlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bu dengede kendi çıkarlarını korumak için hem Washington hem de Tahran’la iletişim kanallarını açık tutmayı sürdürecektir.