Eski ABD Başkanı Barack Obama, Donald Trump'ın İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının ABD'yi daha kötü bir duruma sokabileceği uyarısında bulundu. Obama, yaptığı açıklamada, 'Savaştık, milyarlarca dolar harcadık, ordumuzu büyük bir baskı altına soktuk' diyerek anlaşmanın terk edilmesinin sonuçlarına dikkat çekti. Trump yönetiminin 2018'de tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırmayı hedefliyordu. Obama, bu adımın ABD'nin diplomatik kredibilitesini zedelediğini ve bölgede istikrarsızlığı artırdığını ifade etti.
Anlaşmanın Arka Planı ve Trump'ın Kararı
2015 yılında imzalanan JCPOA, İran'ın nükleer programını sınırlaması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Obama döneminde müzakere edilen anlaşma, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin tarafından onaylanmıştı. Trump, anlaşmayı 'tarihin en kötü anlaşması' olarak nitelendirerek 2018'de çekildi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koydu. Bu karar, İran'ın da anlaşma yükümlülüklerini askıya almasına yol açtı ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer stokunun anlaşma öncesi seviyelere yaklaştığını rapor etti.
Obama, Trump'ın yaklaşımının ABD'yi müttefiklerinden izole ettiğini belirterek, 'Avrupalı ortaklarımızla aramızda derin bir ayrışma yarattı' dedi. Ayrıca, anlaşmanın çöküşünün Orta Doğu'da silahlanma yarışını tetikleyebileceği endişesini dile getirdi. Obama'nın bu uyarıları, ABD'nin İran'a yönelik 'azami baskı' politikasının başarısız olduğu yönündeki eleştirilerle örtüşüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın kararı, İran'ın nükleer programı üzerindeki uluslararası denetimi zayıflattı. İran, anlaşmadan çekildikten sonra uranyumu yüzde 60 saflığa kadar zenginleştirdi; bu, silah sınıfı seviyenin kısa bir adım uzağı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer faaliyetlerine karşı kendi nükleer programlarını hızlandırdı. Bu durum, Orta Doğu'da potansiyel bir nükleer silahlanma yarışını körüklüyor.
Küresel ölçekte, ABD'nin uluslararası anlaşmalardan tek taraflı çekilmesi, çok taraflı diplomasiye olan güveni sarstı. Biden yönetimi, anlaşmaya yeniden katılmak için müzakereleri başlatsa da İran'ın talepleri nedeniyle süreç tıkandı. Obama'nın bu son uyarısı, anlaşmanın geleceğine ilişkin belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer anlaşmasındaki belirsizlik, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, doğalgaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılamaktadır. ABD yaptırımları nedeniyle Türkiye, enerji ticaretinde zorluklarla karşılaşmakta ve İran ile ekonomik ilişkilerini dengelemek zorunda kalmaktadır. Ayrıca, İran'ın nükleer programı, bölgesel istikrarı tehdit etmekte ve Türkiye'nin sınır güvenliğini dolaylı olarak etkilemektedir. Türkiye, anlaşmanın yeniden canlandırılmasını desteklemekle birlikte, kendi enerji ve güvenlik çıkarlarını korumak için çok yönlü bir diplomasi yürütmektedir.