New York polisi, Cuma günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasını protesto eden aralarında ünlü aktris Susan Sarandon'ın da bulunduğu bir grup göstericiyi gözaltına aldı. Olay, Netanyahu'nun konuşması sırasında BM Genel Kurulu salonunda bazı delegasyonların salonu terk etmesiyle aynı güne denk geldi. İnsan hakları grupları, BM'yi 'savaş suçlusu' olarak nitelendirdikleri Netanyahu'ya platform sağlamakla suçladı.
Protestoların Arka Planı ve Gözaltılar
Gözaltılar, Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma sırasında New York'taki BM merkezi önünde ve çevresinde gerçekleşen protestolar sırasında yaşandı. Polis, göstericilerin izinsiz alan ihlali ve trafiği engelleme gerekçesiyle gözaltına alındığını bildirdi. Susan Sarandon'ın yanı sıra ismi açıklanmayan birkaç ünlü ve aktivistin de gözaltına alındığı öğrenildi. Sarandon, uzun süredir Filistin yanlısı aktivizmle tanınıyor ve İsrail'in Gazze politikalarını sert bir şekilde eleştiriyor.
Protestocular, Netanyahu'yu Gazze'de işlenen savaş suçlarından sorumlu tutuyor ve BM'nin ona konuşma hakkı tanımasını 'skandal' olarak nitelendiriyor. İnsan hakları örgütleri, BM'nin 'savaş suçlusu' bir lideri ağırlamasının uluslararası hukuku ve BM'nin kendi ilkelerini zedelediğini savunuyor. Gösteriler sırasında atılan sloganlar arasında 'Netanyahu savaş suçlusudur, BM onu yargılamalı' gibi ifadeler yer aldı.
BM Genel Kurulu'ndaki konuşması sırasında ise bazı ülke delegasyonları salonu terk etti. Bu delegasyonlar arasında Türkiye, Güney Afrika, İran ve bazı Arap ülkelerinin temsilcileri olduğu bildirildi. Konuşma sırasında salonun büyük ölçüde boşaldığı ve Netanyahu'nun konuşmasının yankılanan boş koltuklar arasında yapıldığı belirtildi. Bu durum, İsrail'in uluslararası alanda artan izolasyonunun bir göstergesi olarak yorumlandı.
Uluslararası Tepkiler ve BM'nin Tutumu
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, konuyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmaktan kaçındı. Ancak BM sözcüsü, tüm üye ülkelerin BM tüzüğüne uygun davranması gerektiğini vurguladı. İsrail heyeti ise protestoları 'nefret gösterisi' olarak nitelendirdi ve Netanyahu'nun konuşmasının önemini vurguladı.
ABD yönetimi, gözaltılar ve protestolar hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Beyaz Saray'dan bir yetkili, ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini ancak şiddete başvurulmaması gerektiğini belirtti. New York Belediye Başkanı'nın ofisi ise polisin göstericilere karşı tutumunu savundu.
Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar, Netanyahu'nun BM'de ağırlanmasını kınadı. Örgütler, Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına dair kanıtların bulunduğunu ve Netanyahu'nun uluslararası ceza mahkemesinde yargılanması gerektiğini hatırlattı. Bu çağrılar, daha önce Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında yakalama kararı çıkarmasıyla da gündeme gelmişti.
Protestoların Siyasi Yansımaları
ABD'deki protestolar, ülke içinde İsrail politikalarına yönelik artan eleştirilerin bir parçası. Özellikle genç seçmenler ve ilerici kanat, Biden yönetiminin İsrail'e verdiği koşulsuz desteği sorguluyor. Susan Sarandon gibi ünlülerin gözaltına alınması, sosyal medyada geniş yankı buldu ve 'ifade özgürlüğü' tartışmalarını alevlendirdi.
Öte yandan, İsrail yanlısı gruplar da Netanyahu'yu destekleyen karşı protestolar düzenledi. Bu gruplar, İsrail'in kendini savunma hakkı olduğunu savunarak gözaltıları 'haklı' buldu. New York'ta artan gerilim, polisin geniş güvenlik önlemleri almasına yol açtı.
Netanyahu'nun konuşması, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının bir yılını doldurduğu bir dönemde gerçekleşti. Uluslararası toplum, Gazze'deki insani kriz için ateşkes çağrılarını sürdürüyor. BM Genel Kurulu'nda yapılan oylamalarda İsrail aleyhine kararlar çoğunlukla kabul ediliyor, ancak ABD'nin veto yetkisi nedeniyle Güvenlik Konseyi'nde bağlayıcı adımlar atılamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Netanyahu'nun BM konuşması sırasında salonu terk eden ülkeler arasında yer alarak Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gösterdi. Bu tutum, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirel duruşunu ve uluslararası alanda Filistin yanlısı politikasını pekiştiriyor. Türkiye, BM'de İsrail aleyhine yürütülen girişimlerde aktif rol alarak bölgesel liderlik iddiasını sürdürüyor. Ayrıca, ABD'deki protestolar ve gözaltılar, Türkiye'nin İsrail politikalarına yönelik küresel kamuoyundaki hassasiyeti yansıtması açısından önemli. Türkiye, bu tür gelişmeleri diplomatik zeminde kullanarak İslam dünyasındaki etkinliğini artırabilir.