Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı'na 6 Haziran 2024'te düzenlenen İsrail baskınında 274 kişinin hayatını kaybettiği saldırının üzerinden iki yıl geçerken, sağ kurtulanlar yaşadıkları dehşeti anlattı. İsrail ordusu, dört rehinenin kurtarılması amacıyla düzenlendiğini duyurduğu operasyonda, yoğun nüfuslu kampı havadan ve karadan hedef aldı. Saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yüzlerce kişi yaralanırken, binlerce aile evsiz kaldı.
Saldırının Arka Planı
İsrail ordusu, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıda esir alınan dört İsrail vatandaşının Nuseyrat Kampı'nda tutulduğu istihbaratına dayanarak operasyon başlattı. Ancak görgü tanıkları, operasyonun bir kurtarma misyonundan çok, kampı sistematik olarak hedef alan bir katliam olduğunu söylüyor. 45 yaşındaki Ümmü Muhammed, 'Saat sabahın 4'üydü. Önce kara bulutları gördük, ardından evimizin üzerine bomba yağdı. Kızımı kaybettim, onu bir daha göremedim' diye konuştu. BM verilerine göre, kampın yüzde 70'i yıkılırken, yerinden edilenlerin sayısı 200 bini aştı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, operasyon sırasında rehinelerin başarıyla kurtarıldığı ve askeri kaynaklı olmayan bazı sivil kayıplar yaşandığı belirtilmişti. Ancak bağımsız insan hakları kuruluşları, saldırının orantısız güç kullanımı nedeniyle savaş suçu teşkil ettiğini rapor etti. Ölenlerin yarısından fazlasının çocuk olduğu belirlenirken, kampın yıkılmasıyla bölgede insani kriz derinleşti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nuseyrat baskını, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, olayı kınayan bir karar tasarısını oylarken, ABD'nin vetosuyla karşılaştı. Arap Birliği, İsrail'i kınarken, Mısır ve Ürdün büyükelçilerini geri çağırdı. Avrupa Birliği ise 'orantısız güç kullanımı' gerekçesiyle İsrail'e yönelik bazı yaptırımları gündeme aldı. Saldırı, Gazze'deki çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırdı. Hamas, İsrail'in 'soykırım politikasını' sürdürdüğünü belirterek misilleme tehdidinde bulundu. İran ve Hizbullah da İsrail'i hedef alan açıklamalar yaparak gerilimi tırmandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nuseyrat katliamı, Türkiye'nin Filistin politikasını doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, saldırıyı kınayan ilk ülkeler arasında yer almış ve Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunmuştur. Olay, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve İsrail ile normalleşme sürecini geri döndürme riski taşımaktadır. Ayrıca, Türk kamuoyundaki Filistin'e yönelik güçlü duygusal bağ, hükümetin daha aktif bir insani diplomasi yürütmesini zorunlu kılmaktadır. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarıyla da etkileşim halinde olup, güvenlik risklerini artırmaktadır.