Bir İngiliz mahkemesi, 2022 yılında Nord Stream doğalgaz boru hatlarında meydana gelen patlamalar nedeniyle sigorta şirketlerinin tazminat ödemek zorunda olmadığına karar verdi. Yargıç, söz konusu patlamaların 'savaş istisnası' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Lloyd's of London ve diğer büyük sigortacıları toplam 580 milyon euro (yaklaşık 635 milyon dolar) tutarındaki potansiyel bir tazminat yükümlülüğünden kurtardı. Karar, enerji altyapısına yönelik saldırıların sigorta hukuku açısından nasıl sınıflandırılacağı konusunda önemli bir emsal teşkil ediyor.
Gelişmenin arka planı
Eylül 2022'de Baltık Denizi'nin tabanındaki Nord Stream 1 ve Nord Stream 2 doğalgaz boru hatlarında meydana gelen patlamalar, uluslararası bir krize yol açmıştı. Patlamalar sonucu dört noktada hasar oluşan boru hatlarından büyük miktarda metan gazı atmosfere sızdı. Olayın sabotaj olduğu yönünde güçlü deliller bulunsa da, failler henüz kesin olarak belirlenebilmiş değil.
Nord Stream boru hatları, Rusya'dan Almanya'ya doğalgaz taşımak üzere inşa edilmişti. Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Batı'nın uyguladığı yaptırımlar ve siyasi gerilimler nedeniyle hatlar faaliyete geçirilmemişti. Patlamaların ardından Almanya, Danimarka ve İsveç ayrı ayrı soruşturma başlattı. Şu ana kadar soruşturmalarda somut bir sonuca ulaşılamamışken, medyada yer alan haberlerde patlamaların Ukrayna yanlısı bir grup tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği iddia edilmişti.
Sigorta şirketleri, Nord Stream AG ve Nord Stream 2 AG tarafından açılan davada, poliçelerdeki 'savaş istisnası' maddesinin patlamaları kapsadığını savunuyordu. Bu madde, genellikle savaş, iç savaş, terör eylemleri ve benzeri durumlarda sigortacıların sorumluluğunu sınırlandırıyor. Londra Yüksek Mahkemesi'nden Yargıç Peter Everest, patlamaların 'Rusya-Ukrayna savaşıyla bağlantılı bir çatışma' olduğu gerekçesiyle sigortacıları haklı buldu.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar, küresel enerji altyapısının sigortalanması açısından önemli bir dönüm noktası. Enerji şirketleri artık boru hatları, enerji santralleri ve diğer kritik altyapı projeleri için sigorta yaptırırken 'savaş istisnası' maddesinin çok geniş yorumlanabileceğini ve beklenmedik durumlarda tazminat alamayacaklarını hesaba katmak zorunda. Bu durum, sigorta primlerinin artmasına ve enerji projelerinin maliyetinin yükselmesine neden olabilir. Özellikle jeopolitik risklerin yüksek olduğu bölgelerde faaliyet gösteren şirketler için sigorta bulmak zorlaşabilir.
Nord Stream davası, aynı zamanda uluslararası hukukta 'savaş' ve 'çatışma' tanımlarının sigorta sözleşmelerinde nasıl uygulanacağına dair tartışmaları da alevlendirdi. Enerji sektörü, siber saldırılar, sabotaj ve hibrit savaş taktikleri gibi yeni tehditlere karşı sigorta kapsamının genişletilmesini talep ediyor. Ancak sigorta sektörü, bu tür belirsiz risklerin fiyatlandırılmasının zor olduğunu ve mevcut istisna maddelerinin korunması gerektiğini savunuyor.
Kararın bir diğer etkisi ise enerji arz güvenliği üzerine oldu. Nord Stream boru hatlarının devre dışı kalması, Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarını hızlandırmıştı. Ancak bu karar, benzer altyapı projelerine yatırım yapılmasını caydırabilir çünkü yatırımcılar, potansiyel sabotaj riskine karşı sigorta teminatı alamayacaklarını görmüş oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji altyapısı ve boru hatları açısından kritik bir coğrafyada yer alıyor. TürkAkım ve Mavi Akım gibi projeler, Rus gazının Avrupa'ya taşınmasında önemli rol oynuyor. Bu karar, Türkiye'den geçen boru hatlarının sigortalanmasında emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Karadeniz'de keşfedilen doğalgazın karaya çıkarılması ve işlenmesi için yapılacak yatırımlarda sigorta maliyetlerinin artmasına yol açabilir. Türk şirketleri, yeni enerji projeleri için sigorta sözleşmeleri hazırlarken 'savaş istisnası' maddesinin kapsamını daha dikkatli değerlendirmek zorunda kalacak. Bölgesel istikrarsızlıklar ve jeopolitik riskler göz önüne alındığında, bu kararın Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefine dolaylı etkileri olabilir.