Nomura Kuzey Asya Baş Yatırım Sorumlusu (CIO) Julia Wang, ABD ekonomisinin resesyona girmeden ek faiz artışlarını emebilecek kadar dayanıklı olduğunu ifade etti. Bloomberg'e konuşan Wang, güçlü tüketici harcamaları, devam eden yapay zeka (AI) sermaye harcamaları ve gevşek maliye politikasının büyümeyi destekleyen ana faktörler olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, küresel piyasaların Fed'in para politikası patikasına ilişkin belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde geldi.
ABD Ekonomisinin Dayanıklılığı ve Fed Politikası
Julia Wang'a göre, ABD ekonomisi beklenenden daha dirençli bir görünüm sergiliyor. Tüketici harcamaları, özellikle hizmet sektöründe güçlü seyrederken, işgücü piyasası da sıkı kalmaya devam ediyor. Wang, bu durumun Federal Reserve'ün (Fed) enflasyonla mücadelede faiz oranlarını daha da yükseltmesine olanak tanıyabileceğini belirtiyor. Ancak, her faiz artışının ekonomiyi resesyona sürükleyeceği yönündeki endişelerin abartılı olabileceğini savunuyor.
Yapay zeka alanındaki sermaye harcamaları, son çeyreklerde ABD büyümesine önemli katkı sağladı. Büyük teknoloji şirketlerinin AI altyapısına yönelik yatırımları, veri merkezleri, çipler ve yazılım geliştirme gibi alanlarda istihdam ve üretkenlik artışını tetikliyor. Wang, bu yatırımların kısa vadede ekonomiyi desteklemeye devam edeceğini öngörüyor.
Maliye politikası da genişleyici bir seyir izliyor. ABD hükümetinin altyapı, yeşil enerji ve savunma harcamaları, toplam talebi canlı tutarak para politikasının etkisini kısmen dengeliyor. Wang, bu kombinasyonun (sıkı para politikası + gevşek maliye) ekonomiyi resesyondan koruyan bir tampon oluşturduğunu ifade ediyor.
Küresel Piyasalar ve Yükselen Riskler
Wang'ın değerlendirmesi, küresel piyasalar açısından önemli sonuçlar doğuruyor. ABD'de faizlerin daha da artması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir ve doların güçlenmesine yol açabilir. Özellikle yüksek dış borcu olan ülkeler için borçlanma maliyetleri artabilir. Ancak Wang, ABD ekonomisinin güçlü kalmasının küresel talep için de olumlu olduğunu, zira ABD'nin dünyanın en büyük ithalatçısı konumunda bulunduğunu hatırlatıyor.
Öte yandan, Fed'in agresif faiz artırımları, küresel hisse senedi ve tahvil piyasalarında oynaklığı artırabilir. Yatırımcılar, Fed'in Eylül ve Kasım toplantılarındaki faiz kararlarını yakından takip ediyor. Wang, piyasanın faiz indirimi beklentilerini fazla erken fiyatladığını, zira enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyrettiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de faiz artışlarının sürmesi, Türkiye ekonomisi için karışık etkiler yaratabilir. Güçlü dolar, TL üzerinde baskı oluştururken, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ancak ABD ekonomisinin resesyona girmemesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarından biri olan ABD'ye yönelik talebin canlı kalmasını sağlayabilir. Ayrıca, küresel risk iştahının devam etmesi, Türkiye'ye yönelik portföy akımlarını destekleyebilir. Yine de Türkiye'nin yüksek enflasyon ve cari açık sorunları, Fed'in sıkılaşma döngüsünden olumsuz etkilenme riskini artırıyor. Politika yapıcıların, dış finansman koşullarındaki sıkılaşmayı dikkate alarak ihtiyatlı bir makroekonomik çerçeve izlemesi önem taşıyor.