Nikaragua'da Devlet Başkanı Daniel Ortega'nın ülke yönetimindeki etkisini derinleştiren anayasa reformu sürecinde, Ulusal Meclis'in ilk olarak orduyu dinlemesi dikkat çekti. 29 Temmuz 2026 tarihinde General Julio César Avilés, Özel Anayasa Komisyonu önüne çıkarak Nikaragua Ordusu'nun reform sürecine tam destek vereceğini açıkladı. Bu adım, ülkede rekabetçi seçimlerin sona erdirilmesini öngören düzenlemenin askeri vesayet altında şekillendiği yorumlarına yol açtı.
Ordu, Reform Sürecinin Merkezinde
Ulusal Meclis'in anayasa değişikliği için oluşturduğu Özel Komisyon'a ilk davet edilen kurumun ordu olması, Nikaragua siyasetinde askeri gücün ağırlığını gözler önüne serdi. General Avilés, komisyon üyelerine yaptığı konuşmada, "Nikaragua Ordusu anayasal düzeni ve halkın iradesini korumaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. Ancak muhalefet, bu açıklamanın iktidarın seçimleri tasfiye etme planına askeri meşruiyet kazandırma amacı taşıdığını savunuyor.
Reform paketi, mevcut seçim sistemini kökten değiştirerek, devlet başkanı ve milletvekillerinin halk oyuyla belirlenmesi yerine, yeni bir "ulusal uzlaşı konseyi" tarafından atanmasını öngörüyor. Bu konseyin yapısı henüz netleşmemiş olsa da, ordunun ve Ortega'ya bağlı kurumların bu yapıda belirleyici olacağı belirtiliyor. Muhalefet partileri, reformun demokrasiyi tamamen ortadan kaldıracağını ve ülkeyi tek adam yönetimine götüreceğini dile getiriyor.
General Avilés'in konuşması sırasında, komisyon dışında bekleyen bazı sivil toplum temsilcileri "diktatörlüğe hayır" sloganları attı. Polis, göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı. Başkent Managua'da son haftalarda artan protestolara rağmen, hükümet reform takviminde geri adım atmıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Nikaragua'daki gelişmeler, Latin Amerika'da otoriterleşme eğilimlerinin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Son yıllarda Venezuela, Küba ve Bolivya'da da benzer şekilde yürütme organının yetkilerini genişleten düzenlemeler gündeme gelmişti. ABD ve Avrupa Birliği, Nikaragua yönetimine yönelik yaptırımları sürdürüyor; ancak Ortega hükümeti, Rusya ve Çin ile askeri ve ekonomik iş birliğini derinleştirerek batılı baskılara direniyor.Uzmanlar, ordunun açık desteğinin, Ortega sonrası dönemde de askeri elitin siyasi ağırlığını koruyacağı anlamına geldiğini vurguluyor. Zira General Avilés, 2018'deki kitlesel protestolarda güvenlik güçlerinin sert müdahalesini yöneten isim olarak biliniyor ve ordunun içinde önemli bir güç tabanına sahip. Bu durum, Ortega'nın koltuğunu bırakması durumunda bile ülke yönetiminde ordunun belirleyici olacağı yorumlarını güçlendiriyor.
Öte yandan, Nikaragua'nın stratejik konumu, Orta Amerika'da istikrar açısından kritik. Ülke, Pasifik ve Atlantik kıyılarına sahip olması ve olası bir kanal projesiyle küresel ticaret yollarını etkileme potansiyeli taşıyor. Çin, 2013'te Nikaragua Kanalı projesi için anlaşma imzalamış ancak proje hayata geçmemişti. Ortega sonrası dönemde bu projenin yeniden gündeme gelmesi ve bölgesel dengeleri değiştirmesi olası görülüyor.
Uluslararası kamuoyu, Nikaragua'daki seçim reformunu yakından izliyor. Birleşmiş Milletler ve Amerikan Devletleri Örgütü (OAS), sürecin uluslararası hukuka uygunluğunu sorguluyor. Ancak Ortega hükümeti, OAS'tan 2021'de ayrıldığını hatırlatarak bu eleştirileri reddediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua'daki siyasi dönüşüm, Türkiye'nin Latin Amerika açılımı ve küresel güç dengeleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Nikaragua ile ticari ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmiş, 2020'de karşılıklı büyükelçilik açılışları gerçekleşmişti. Ortega sonrası dönemde ordunun belirleyici olması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve siyasi çıkarlarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Nikaragua'nın Çin ve Rusya ile yakınlaşması, Türkiye'nin NATO içindeki konumuyla çelişen bir eksende ilerliyor. Bu nedenle Ankara, Managua'daki gelişmeleri dikkatle izlemeli ve olası bir yönetim değişikliğine karşı stratejik esneklik geliştirmeli.